Süleyman Kılıç Yazdı: Tarımda Rekor Var, Üretici Yok: Köyleri Kim Boşalttı?

Süleyman Kılıç Yazdı: Tarımda Rekor Var, Üretici Yok: Köyleri Kim Boşalttı?

Süleyman Kılıç yazdı: "Üretimin arttığı söylenen bir ülkede çiftçi neden toprağını terk ediyor? Tarımda rekorlar kırılırken köylü neden geçinemiyor?"

Türkiye’de tarımsal üretim ve ihracat rekorlarından söz ediliyor. Hayvancılıkta dünya sıralamalarına girildiği açıklanıyor. Ancak bu başarı tablolarının arkasında giderek büyüyen bir gerçek var: Çiftçi üretimden kopuyor, köyler boşalıyor, tarımda çalışanların sayısı azalıyor.

Öyleyse sormak gerekiyor: Üretimin arttığı söylenen bir ülkede çiftçi neden toprağını terk ediyor? Tarımda rekorlar kırılırken köylü neden geçinemiyor?

Çünkü tarımın başarısı yalnızca üretilen ürünün miktarıyla ölçülmez. Üreticinin kazanıp kazanmadığına, köylerin yaşayıp yaşamadığına ve ülkenin kendi gıdasını üretme gücüne bakmak gerekir.

Bugün Türkiye’nin tarım sorunu, yalnızca üretim sorunu değildir. Aynı zamanda yanlış ekonomi politikalarının, plansızlığın ve kamusal sorumluluğun terk edilmesinin sonucudur.

ÇİFTÇİYİ TOPRAĞINDAN KOPARAN DÜZEN

1996 yılında toplam istihdamın yüzde 36’sını oluşturan tarımın 2025’te yüzde 14’e gerilemesi, sıradan bir değişim değildir. Yalnızca son bir yılda 267 bin kişinin tarımdan ayrılması, üretim düzenindeki çözülmeyi gösteriyor. Üstelik bu kopuşun önemli bir bölümünü kadınlar oluşturuyor.

Köyler neden boşalıyor?

Çünkü çiftçi ürettiğiyle geçinemiyor. Mazot, gübre, tohum, yem ve ilaç fiyatları sürekli artıyor. Tarımsal kredilerin faiz yükü üreticiyi borçlandırıyor. Hasat zamanı geldiğinde ürünün fiyatını çoğu kez çiftçi değil, aracı belirliyor.

Üretici bütün riskleri üstleniyor, ancak kazancın önemli bir bölümü üretim zincirinin başka halkalarına aktarılıyor.

Böyle bir düzende gençlerin köyde kalmasını, aile işletmelerinin ayakta durmasını beklemek gerçekçi değildir. İnsanlar toprağını sevdikleri için değil, geçinebildikleri ölçüde işler. Geçinemedikleri zaman da göç ederler.

Dolayısıyla köylerin boşalmasını yalnızca toplumsal değişimle açıklayamayız. Bu, aynı zamanda uygulanan tarım politikalarının sonucudur.

İTHALAT ARTTIKÇA ÜRETİCİNİN GÜVENCESİ AZALIYOR

Türkiye’nin temel çelişkilerinden biri, tarımsal üretim potansiyeline sahip olduğu hâlde birçok üründe ithalata bağımlı hâle gelmesidir.

Üreticiye yeterli destek verilmezken ithalat kapılarının açılması, yerli üreticiyi uluslararası piyasa koşullarıyla baş başa bırakıyor. Çiftçi ne ekeceğini, ne kadar kazanacağını ve ürününü kime satacağını öngöremiyor.

Bir yıl üretimi teşvik edilen ürün, ertesi yıl ithalatla karşı karşıya kalabiliyor. Planlama olmayınca üretici yatırım yapamıyor. Yatırım olmayınca verimlilik artmıyor. Sonunda ülke, kendi üreticisini desteklemek yerine başka ülkelerin üreticilerinden ürün satın alıyor.

Bu yalnızca ekonomik bir tercih değildir. Gıda güvenliğini ve ekonomik bağımsızlığı ilgilendiren stratejik bir sorundur.

SORUNU SIĞINMACILARDA DEĞİL, DENETİMSİZ ÜRETİM DÜZENİNDE ARAMALIYIZ

Tarımda yabancı işçilerin çalışması ve kayıt dışı istihdamın yaygınlaşması önemli sorunlardır. Ancak tarımdaki gerilemeyi sığınmacı emeğine bağlamak, asıl nedenleri görünmez kılar.

İşsizliği, düşük ücretleri ve üreticinin yaşadığı sıkıntıları yalnızca göçmen işçiler üzerinden açıklamak kolaycılıktır. Asıl sorulması gereken, neden tarımda insanca çalışma koşullarının oluşturulamadığı ve neden kayıt dışılığın önlenemediğidir.

Küçük çiftçi ayakta kalamazken büyük işletmelerin üretimde ağırlık kazanması da ayrıca değerlendirilmelidir. Tarımsal üretimin giderek büyük sermaye gruplarının denetimine girmesi, küçük aile işletmelerinin geleceğini tehdit ediyor.

Devletin görevi bu süreci seyretmek değil; üreticiyi korumak, çalışanların haklarını güvenceye almak ve tarımsal piyasada adil koşulları sağlamaktır.

KÖYLERİN BOŞALMASI BİR KALKINMA SORUNUDUR

Van, Hakkâri, Muş ve Bitlis’i kapsayan TRB2 bölgesinde tarımsal istihdamın gerilemesi, kırsal yaşamın geleceği açısından ciddi bir uyarıdır.

Köy boşaldığında yalnızca tarımsal üretim azalmaz. Okul kapanır, sağlık hizmetlerine erişim zorlaşır, hayvancılık geriler. İnsanların yaşadığı yerle kurduğu ekonomik ve toplumsal bağ zayıflar.

Sınır bölgelerinde bu durumun güvenlik açısından da sonuçları vardır. Ancak sınır güvenliğini yalnızca köylünün varlığına bağlamak doğru değildir. Güçlü bir sınır politikası kadar, sınır bölgelerinde yaşayan insanların ekonomik ve sosyal koşullarını iyileştirmek de gerekir.

Bir insanın köyünde kalabilmesi için önce orada yaşayabileceği bir gelecek bulunmalıdır.

TARIMDA ÇÖZÜM: DEVLETİN YENİDEN SORUMLULUK ALMASI

Türkiye’nin ihtiyacı, üretim rakamlarıyla övünmek değil, üreticiyi yeniden üretimin merkezine yerleştirmektir.

Bunun için tarımsal destekler göstermelik olmaktan çıkarılmalı, çiftçiye üretim öncesinde verilmeli ve maliyet artışlarına göre düzenlenmelidir.

Mazot, gübre, yem ve tohum üzerindeki maliyet baskısı azaltılmalıdır. Küçük üreticiler kooperatifler aracılığıyla güçlendirilmeli, ürün alım garantileri oluşturulmalıdır.

Tarımda uzun vadeli üretim planlaması yapılmalı, hangi bölgede hangi ürünün yetiştirileceği bilimsel verilerle belirlenmelidir. Gençlerin köylerde kalmasını sağlayacak kredi, eğitim, teknoloji ve sosyal yaşam olanakları geliştirilmelidir.

En önemlisi, devlet tarımı yalnızca özel sektörün ve piyasanın kararlarına bırakamaz. Tarım stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalıdır.

REKOR ÜRETİM DEĞİL, BAĞIMSIZ ÜRETİM!

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında tarım, ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarından biri olarak görülüyordu. Köylünün üretmesi, ülkenin kendi kaynaklarıyla kalkınması ve halkın temel ihtiyaçlarını karşılaması hedefleniyordu.

Bugün yeniden dönüp bakmamız gereken temel mesele budur.

Bir ülke kendi çiftçisini koruyamıyorsa, üreticisini borç batağından çıkaramıyorsa, gıda ihtiyacını giderek daha fazla ithalatla karşılıyorsa ekonomik bağımsızlığından söz etmek güçleşir.

Tarımda gerçek başarı, birkaç ihracat rakamının yükselmesi değildir. Çiftçinin kazanması, köylerin yaşaması, gençlerin toprağında gelecek kurması ve halkın uygun fiyatla sağlıklı gıdaya ulaşmasıdır.

Çünkü toprağını işleyemeyen ülke, yalnızca tarımını değil, geleceğini de kaybeder.

Etiketler: tarım ve orman bakanlığı Tarım ve Orman Bakanlığı siyaset haberleri çiftçiler tarım haberleri Süleyman Kılıç

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.