Son dönemde, bilhassa Cumhuriyet Halk Partisi’nin bağrını yaran o sancılı süreçte, sadece Türk siyasetinin değil, dünya tarihinin de tanıklık ettiği en acımasız, en vicdansız ve en kalleşçe “linçleme eylemi” sahneye kondu.
38.Olağan Kurultay’da kirli menfaat hesaplarıyla, delege iradesinin sakatlanması pahasına yönetimi ele geçirdikleri şüphesiyle yargı cenderesine giren Ekrem İmamoğlu / Özgür Özel ekibi, koltuklarını kaybetme korkusuyla Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı gözü dönmüş bir nefret saldırısı başlattı.
Hatırlayın...
Hatırlayalım!
AK Parti’yi kuranlar Fazilet Partisi’nden koparken de, BBP liderleri MHP’den ayrılırken de siyasetin bir adabı, bir nezaketi vardı.
Böylesine düşmanca bir nefrete, böylesine gözü dönmüş bir linçe asla tanık olunmadı.
BBP’lilerin ve AK Partililerin kendilerince fikri, ideolojik farklılıkları/gerekçeleri vardı.
Ama CHP’yi bölmeye çalışanların arkasında, bizzat kendi ifadelerine göre, hiçbir fikri farklılık yoktu!
Ama buna rağmen, en kavgacı, en çatışmacı üslupla ve linç üzerine kurulu bir polemik tüccarlığı yapmaktan vaz geçmediler.
LİNÇ KÜLTÜRÜ: YARGININ DEĞİL, ZALİMİN ADALETİ
“Linç” denilen o karanlık kavram, 18. yüzyılda Amerika’da mahkemeleri yok sayıp kendi koyduğu acımasız kurallarla insanları yargısız infaz eden toprak sahibi Charles Lynch’in soyadından gelir.
Dün sokak ortasında insanları katleden bu zihniyet, bugün sosyal medyanın klavye tetikçiliğiyle, dijital mahkemelerle, CHP’ye ömrünü adamış Kılıçdaroğlu’nu haksızca “infaz etmeye” çalışıyor.
Linç kültürü, hukukun, vicdanın ve adaletin katilidir.
Güçlü olanın, sesi çok çıkanın, arkasına trol ordularını alanın “kendi adaletini” toplumun tepesine bir balyoz gibi indirmesidir.
Masumiyet karinesi yok sayılır, kulaktan dolma yalanlarla, satılık kalemlerin manipülasyonlarıyla bir insan hain ilan edilir.
İnsanlar diyalog kuramaz hale getirilir, empati yok edilir; yerini gözü dönmüş bir intikam hırsı alır.
BU AŞAĞILIK LİNÇTEN KİMLER BESLENDİ?
Gözlerimizi kapatıp şu soruyu sormak zorundayız: Yıllardır Kemal Kılıçdaroğlu’na yöneltilen bu alçakça saldırılardan, o fiziksel saldırılardan, 2019’da Çubuk’ta yaşanan linç girişiminden, sosyal medyadaki karalama kampanyalarından kimler rızıklandı?
1-Cumhur İttifakı: Yıllarca Kılıçdaroğlu’nu ve onun temsil ettiği birleştirici iradeyi hedef göstererek muhafazakâr ve milliyetçi seçmeni korkuttular, kendi tabanlarını tahkim ettiler.
2-Beşli Çeteler ve Rant Çevreleri: Kılıçdaroğlu’nun “Beşli Çete” diye teşhir ettiği, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyen o çıkar grupları, Kılıçdaroğlu tasfiye edilsin ki sömürü düzenleri bozulmasın diye bu linç kampanyalarını örtülü şekilde finanse ettiler.
3-Satılık Trol Ağları ve Dijital Tetikçiler: Sosyal medyada öfkeyi köpürten tık avcıları, ahlaksız dijital yayıncılar, Kılıçdaroğlu’nun itibarına atılan her çamurdan kendilerine reklam ve para devşirdiler.
4-Parti İçi İkbal Avcıları ve Hançer Ekibi: CHP’ye sızmış, tek dertleri koltuk ve ikbal olan klikler, Kılıçdaroğlu’nun yıpranmasını sinsice izlediler, onun yorulmasını ve düşmesini pusuda beklediler.
SIRTINDAN VURULAN BİR LİDER VE UNUTULMAYACAK SAVAŞ
Açıkça ifade edelim: Kemal Kılıçdaroğlu, hem iktidarın devasa propaganda aygıtı hem de parti içine çöreklenmiş o çıkarcı odakların ortak kumpasıyla karşı karşıya bırakıldı.
Kendisini savunacağı kanallar tıkandı, sözde “muhalif” medya bile bu kalleşçe infaza ortak oldu.
38.Olağan Kurultay’ın üzerindeki şaibe bulutları dağılmadığı, mahkeme kapılarında iradenin sakatlandığı belgelendiği halde, Kılıçdaroğlu’nun kurduğu “Altılı Masa” vizyonu yok sayıldı, toplumsal helalleşme hamlesi linç edildi.
Sadece sesini duyurmak, mücadeleyi sürdürmek için Ankara’da mütevazı bir çalışma ofisi açması dahi, genel merkezi işgal eden İmamoğlu ve Özel ekibinin uykularını kaçırmaya yetti.
Bugün dünyada, iktidarda olmadığı halde, partisinin başında bulunmadığı halde bu derece korkunç bir nefret ve linç bombardımanına tutulan ikinci bir lider yoktur!
Çünkü korkuyorlar!
Kararların mahkemeden dönmesinden, kaybettiği meşruiyeti yargı eliyle tescillenecek olanların elinden o koltukların kayıp gitmesinden ölesiye korkuyorlar!
“Normalleşme” masallarıyla iktidarın kapısında icazet arayanlar, sıkışınca dönüp Kılıçdaroğlu’nu “iktidarla iş birliği yapmakla” suçlayacak kadar alçalabilmektedirler.
2023 seçimlerinde “kazanamayacak aday” yalanıyla Kılıçdaroğlu’nun sırtına ilk hançeri saplayanlar kimse, bugün de CHP’yi çökerten aynı zihniyettir!
Bugün CHP seçmeni, kendisine bıkmadan anlatılan sistemli yalanların ve zehirli linç kültürünün enkazı altındadır.
Ancak bu enkaz kaldırılacak, kurumsal kimlik ve altı ok yeniden şahlanacaktır!
Çünkü, Ata’mıza sözümüz var.
Behçet Kemal Çağlar’ın o ölümsüz dizelerinde dediği gibi:
İsterse hayat zehrolsun,
İsterse refah kahrolsun,
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize,
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize,
Yer sarsılsa yerinden,
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden!