Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Al Jazeera Arapça kanalında katıldığı programda Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerine dair dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin üyelik sürecinde geldiği noktayı net ifadelerle özetleyen Erdoğan, Brüksel'in tutumunu eleştirerek stratejik önceliklerin değiştiğinin sinyalini verdi.
“Avrupa İsteksiz, Asıl Kaybeden Kendileri Olur”
Ankara’nın tüm adımlarına ve reform çabalarına rağmen AB tarafında somut ve olumlu bir irade göremediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam üyelik hedefinin artık Türkiye için birincil öncelik olmadığını ifade etti.
Erdoğan; “Avrupa, Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne kabul etmeye istekli görünmüyor. Türkiye’nin AB’ye katılmaması, Türkiye'den çok Avrupa’nın kaybıdır.” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile AB arasındaki resmi temasların geçmişi 1959'daki ilk başvuruya dayanıyor. 2005 yılında başlatılan tam üyelik müzakereleri ise zaman içinde siyasi tıkanıklıklara saplandı:
* Kronik Anlaşmazlıklar: Kıbrıs meselesi, Doğu Akdeniz’deki egemenlik hakları ve siyasi kriterler üzerindeki görüş ayrılıkları müzakere başlıklarının dondurulmasına yol açtı.
* Askıda Kalan Vaatler: Ankara'nın öncelikli ajandasında yer alan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve Vize Serbestisi Diyaloğu gibi somut konularda adım atılmadı.
Tam Üyelikten “Pragmatik Ortaklığa”
Aşılması zor siyasi engeller nedeniyle taraflar arasındaki ilişki, "tam entegrasyon" hedefinden çıkar odaklı stratejik iş birliği zeminine kaymış durumda.
Günümüzde iki taraf da ilişkileri tamamen koparmak yerine; göç yönetimi, bölgesel güvenlik, terörle mücadele ve ticari ilişkiler gibi ortak çıkarların bulunduğu alanlarda iş birliğini sürdürmeyi tercih ediyor.