Amasya ve çevre illerde yaşanan sel felaketinin ardından tarım arazileri sular altında kalan üreticiler, açıklanan tazminat ve destek miktarlarına tepki gösteriyor. Yeşilırmak’ın taşması sonucu ekili ve dikili seraları, fideleri ve tüm emekleri zayi olan çiftçiler; yüksek maliyetler, ağır borç yükü ve yetersiz kalan devlet yardımları karşısında çaresiz kaldıklarını belirtiyor.

Bölgedeki felaketin ve üreticinin düştüğü durumun vahameti, Çiftçi Dayanışma ve Mücadele Platformu Başkanı Ömer Sarı’nın açıklamalarıyla gözler önüne serildi. Yeşilırmak’ın taşmasıyla Amasya Büyük Kızılca köyü başta olmak üzere Aksaray Çay köyü, Kayrak, Ovasaray ve Karaköprü gibi birçok yerleşim yerinde tarımsal üretimin tamamen durduğunu belirten Sarı, hasat aşamasına gelmiş ürünlerin yok olduğunu vurguladı.

Felaketin ardından Amasya Valisi, milletvekilleri, Ziraat Odaları yetkilileri ve Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı’nın bölgeye gelerek "yaraların sarılacağı" yönünde vaatlerde bulunduğunu hatırlatan Ömer Sarı, dönüm başı maliyetlerin 120 bin ila 160 bin lira arasında değiştiği bir tabloda çiftçinin hesabına dönüm başına yalnızca 6 bin küsur lira yatırıldığını belirterek duruma isyan etti.

Uzun yıllardır mevcut yönetimi desteklediğini ancak bürokratların ve vekillerin sahadaki acı gerçekleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan gizlediğini savunan Sarı, ana akım medyanın da gerçek çiftçinin sesini duyurmak yerine pembe bir tablo çizdiğine dikkat çekti.

Çiftçi Dayanışma ve Mücadele Platformu Başkanı Ömer Sarı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ve kamuoyuna yönelik sitem ve çağrı dolu açıklamasının tam metni şu şekilde:
"Ben Amasya Büyük Kızılca köyünden Ömer Sarı. Çiftçi Dayanışma ve Mücadele Platformu başkanıyım. Tüm çiftçilerimize buradan Amasya’dan selamlar olsun. Başta Amasya Büyük Kızılca köyü, Aksaray Çay köyü ve Ovasaray olmak şartıyla diğer köylerde var büyük zarar gören. Yeşilırmak’tan sularımızı ektikten diktikten sonra hasat etmeden, hasada başlamadan işçiliğini yaptık, ipini bağladık, ilacını verdik, işçi çalıştırdık. Akabinde hasat yapmadan Yeşilırmak taştı. Taşması sonucu da Amasya Büyük Kızılca köyü, Aksaraylı Çay Köyü, Kayrak Ovasaray gibi Karaköprü gibi köyler büyük zarara uğradı. En büyük zararı çeken de Amasya Büyük Kızılca köyü Çay köyü, Aksaray tamamen bitti. Köyü akabinde Sayın Valimiz, Amasya Ziraat Odaları, Amasya Tarım İl Müdürlüğü milletvekillerimiz, Tarım Bakan Yardımcısı ziyarete geldiler. Bize vaatlerde bulunuldu. Vaatler neydi? Vaatlerde yaralarının sarılacağı sözü verildi. Bu tabii ki bu sözler arasında geçen maddi yardım 100 bin lira ile 120 bin lira, hatta 140 bin lira kadar, 160 bin liraya kadar maliyet çıkardılar bize. Bunun karşılanacağı sözleri verildi. 20-25 gün önce yakın zamanda hesaplarımıza para yattı. Dönümü 6000 küsür lira, 7000 lira da değil.
Çiftçimizin dönüm maliyeti ne kadardı? Fidanın tanesi 50 bin lira, 60 bin lira. Çiftçimiz bir dönüme 1500 tane fide dikiyor. Bunu 50 liradan hesaplayalım. 50 liradan yaklaşık 100 bin lira fide parası tutuyor. Hadi 80 bin diyelim bunun işçisi var. Yani sahadaki dönüm maliyeti 120 bin lira. 130 bin lira, 120 bin lira arası değişiyor. Çiftçimizin fide masrafı sadece fide masrafı veya işçi falan içinde. Buna karşılık buna karşılık bize verilen para dönüme 6000 küsur lira. Haliyle çiftçimiz de kızgın. Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum. Burada bazı bürokratlar, kendini başarılı göstermek için elinden geleni yapıyor. Kendini Cumhurbaşkanı’nın karşısına geçirip başarılıymış gibi, çiftçinin hali vakti yerinde imiş gibi lanse ediyorlar. Bu arada halkımız da mağdur oluyor.
Biz inanıyoruz ki Sayın Cumhurbaşkanımızın, buradaki çiftçinin gerçek mağduriyetini görürse Cumhurbaşkanımız onlara der ki, Bu çiftçinin halini halletmişsiniz diyerek ve yanında bulunurdu. Çünkü Tarım Kredi Kooperatifinde yaptığımız bu. Geçmişte Ankara’ya gidip Cumhurbaşkanımıza sesimizi duyurmak zamanında da aynısı olmuştu. Bunlar bize yapılandırma çıkarmıştı. Cumhurbaşkanımız televizyona çıkıp demişti ki, “Çiftçinin artık traktör ve ekipman haciz haberini duymak istemiyorum.” demişti.
Bazı gerçekleri de Cumhurbaşkanımıza kısıtlayarak anlatıyorlar. Belli ki sayın vekillerimiz, Amasya vekillerimiz, bürokratlarımız dersine iyi çalışmamış ki bizim buranın mahremiyetini bu köyün, bu çevre köylerin vehametini iyi anlatamamış. Ama Sayın Cumhurbaşkanım şunu söyleyeyim. Bu çiftçi, bu çiftçi Sayın rahmetli Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’a da sevgisini, gönlünü vermişti. Son zamanlar ise kırgındı. Ama Cumhurbaşkanımıza da Turgut Özal’a da bu çiftçi, bu millet sevdasını, sevgisini vermişti. Ama sonra ne oldu? Her gün zam var. Çiftçinin canı artık boğaza geldi. Bakkala gidiyor, markete gidiyor. Çiftçi bir şey alacak. Sabah zam gelmiş. Çiftçi kendine tarım ürünü alacak. Yine zam gelmiş. 20-25 yıldır çiftçi sizi destekliyor. Ben de dahil. Ama artık yani küskünleri oynamaya başladı çiftçiler. Çiftçi küsüyor. Sayın Cumhurbaşkanım çiftçiyi küstürmeyin. Sayın Tarım Bakanımız çıkıyor ülkemizin tarımını sayılı ülkeler arasına sokuyor. Biz niye hissetmiyoruz bunu? Niye hissetmiyoruz Sayın CumhurbaTarımm? Çiftçi hissetmiyor. Tarım Bakanı, işini düzgün yapmıyor.
Tarım Bakanı dediğin kişi ayağına çizmelerini giyip, buraya gelirse, işte o zaman çiftçinin halini, vaktini gerçek anlamda görür. Sayın Cumhurbaşkanım, televizyonlarda A Haber, CNN Türk, Habertürk, TV 24, Beyaz TV bir tane size gönül vermiş çiftçiyi çıkarıp da konuşturmuyorlar benim gibi. Ben size gönlümü verdim. Benim gibi çiftçiyi çıkarıp da konuşturup doğruları izlettirmiyorlar. Kendi kafalarına göre kendi seçtikleri çiftçiyi bizim adımıza konuşturup, çiftçinin halinin vaktinin güya iyi olduğunu lanse ederek yayınlar yapıyorlar. Çiftçi buluşmalarında da sizlere kendi adamlarını çıkarıp konuşturuyorlar. Ben de 25 yıldır Sayın Cumhurbaşkanım sizi destekliyorum. Beni niye çıkarıp gel Ömer Sarı halin nasıldır? Çiftçinin hali nasıl? Niye sormuyor bana bir sorsun bakalım ne oluyor çiftçinin hali? Biz yalan konuşmuyoruz ki. Allah’tan reva mıdır? Nasıl bir sosyal devlettir buradaki? Batmış adama, 6000 küsur lira para yardımı yapılmış! İnsanlar hacizlik. Buradaki çiftçinin en ufak borcu. 1 milyondan başlıyor, 5 milyonu geçiyor ama altında yanında ektiği tarlayı sorarsanız 20 dönüm yoktur. Buradaki en büyük tarla sahibi 20-25 dönüm. 3 dönüm ile geçiniyor. Üç dönüm tarlasının 1 milyon borcu var, işçi borcu var. Ha diyeceksiniz ki ya çiftçi köylüdür, köylünün ahırında inekleri vardır, bir kısmını onlar satar öder. Ama işte hayır öyle değil. Bu köyde hayvancılık biteli 30 yıl oldu. Burada yaylım yok. Seracılık yapacaksan hayvancılık yapamazsın. Hayvancılık yapacaksın, seracılık yapamazsın. Bu yüzden hayvanımız yoktur. Öyle bir şey de yoktur. Burada, bu çevrede çiftçinin ziraatçıya olan borcu traktörünü satsa da yetmiyor, arabasını da satsa yetmiyor. Tarlamızı mı satalım? Tarlamızı satıp borcunu ödedikten sonra niye vatan vatan deyip dolaşıyoruz? Sayın Cumhurbaşkanım, benim toprağım gittikten sonra, altındaki toprak gittikten sonra devletim, vatanım gitmiş gibi canımı acıtır. Onun için bizim bu çiftçilere sahip çıkılması lazım. Yoksa bu çiftçi küstü. Gerçekten küstü. Kamuoyunu yokluyorum. Bana hala diyorlar ki, “Sen hâlâ mı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan diyorsun” diyerek bana veryansın yapıyor. Size gönül vermiş kişiler, benim eşim bile artık ben oy kullanmaya gitmeyeceğim diyor. Yeter artık diyor. Bizim ürünlerimiz ayak altında. Başkasının ürettiği bizim satın aldıklarımız sürekli üzerine koyuyor. Bizim sırtımızdan başkaları zengin oluyor. Ne olur sesimizi duyun."
.jpg)
Amasya ve çevre köylerindeki üreticiler, icra ve haciz tehditleriyle karşı karşıya olduklarını belirterek, tarlalarını ve üretim araçlarını kaybetmemek adına yetkililerin bir an önce radikal adımlar atmasını ve gerçek maliyetleri karşılayacak adil bir destek paketi açıklamasını bekliyor.
