Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkanvekili Sevda Erdan Kılıç, enflasyonun vatandaşın sırtındaki gerçek yükünü sert sözlerle eleştirdi. Kılıç, “Bu ülkede enflasyon artık bir istatistik değil. Her sabah mutfağa giren, tencerenin kapağını açan, çocuğun beslenme çantasına bakan, emeklinin cebindeki son banknotu sayan ve ay başında ev sahibinin kapısını çalan görünmez bir tahsildara dönüştü” dedi.
Temmuz ayı verilerine dikkat çeken Kılıç, aylık enflasyonun TÜİK’e göre yüzde 1,78, İTO’ya göre yüzde 2,06, ENAG’a göre ise yüzde 3,07 olduğunu; yıllık enflasyonun da ölçene göre yüzde 31,75 ile yüzde 50,49 arasında değiştiğini hatırlattı. “Rakamlar farklı olabilir ama vatandaşın yaşadığı gerçek birdir” diyen Kılıç, maaşların artık ayın sonunu değil, aldıkları günü bile zor gördüğünü vurguladı.
En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin her 100 liralık harcamasının 29 lirasının gıdaya, 39 lirasının kiraya, 9 lirasının ulaşıma gittiğini belirten Kılıç, “Geriye kalan 23 lira ne faturayı söndürür, ne mutfağı doldurur, ne ilaca yeter, ne de çocukların ihtiyacına. Kira artık bir gider kalemi değil, maaşın ortağıdır. Hem de masaya ilk oturan ve payını ilk alan ortaktır” ifadelerini kullandı.
Gençlerin ev kuramadığını, öğrencilerin barınamadığını, emeklilerin yıllardır yaşadıkları mahallelerden kopmak zorunda kaldığını söyleyen Kılıç, barınma hakkının yalnızca piyasanın insafına bırakılmasını eleştirdi: “Barınma hakkını piyasanın insafına terk eden bir yönetim, vatandaşını dört duvarla değil, dört bir yandan kuşatan bir güvencesizlikle baş başa bırakıyor.”
İktidarın “enflasyon düşüyor” söylemine de sert yanıt veren Kılıç, “Düşen enflasyon değil, vatandaşın yaşam standardıdır. Fiyatlar düşmüyor, yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Market etiketi yerinde, kira kontratı yerinde, kredi kartı yerinde ama maaş her ay biraz daha geriye gidiyor” dedi. Enflasyonun herkesi aynı oranda vurmadığını belirterek, “Varlıklı olan harcamasını erteliyor, yoksul olan öğününü erteliyor. Varlıklı olan yatırım aracını değiştiriyor, emekli ilacını yarıya bölmek zorunda kalıyor” diye konuştu.
Bir yandan vatandaşın kirasını ödemek için kredi kartından nakit çektiğini, diğer yandan 2026 bütçesinde faize 2 trilyon 742 milyar lira ayrıldığını hatırlatan Kılıç, “Mesele kaynak yokluğu değil, kaynağın kimin için kullanıldığıdır” vurgusunu yaptı.
Enflasyonun yalnızca yanlış para politikasının değil; üretimi zayıflatan tercihlerin, rantçı kentleşmenin, adaletsiz vergi düzeninin, kuralsızlığın ve kurumlara duyulan güven kaybının da sonucu olduğunu belirten Kılıç, “Hukukun olmadığı yerde yatırım, planlamanın olmadığı yerde üretim, adaletin olmadığı yerde refah kalıcı olamaz” dedi. Sarayın kontrollü kur ve yüksek faiz politikasının enflasyonu yenemediğini, yalnızca üreticiyi krediye, tüketiciyi borca, ülkeyi sıcak paraya bağımlı hale getirdiğini söyledi.
“Bu iktidarın ekonomi politikası, vatandaşın sofrasından başlayıp bankaların bilançosunda biten bir servet aktarım hattına dönüştü. Türkiye yoksul bir ülke değil; kötü yönetilen ve adaletsiz bölüşen bir ülkedir” diyen Kılıç, çözümün net olduğunu kaydetti: Hukukun üstünlüğü, güvenilir kurumlar, liyakatli kadrolar, verimli ve katma değerli üretim, adil vergi sistemi ve güçlü bir sosyal devlet.
Kılıç sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu düzen değişecek. Çünkü karşımızda yalnızca sorunları çözemeyen bir iktidar yok; bizzat sorunların kendisine dönüşmüş bir iktidar var. O yüzden bu iktidar gitmek zorunda ve bu iktidar gidecek. Türkiye’nin kaynakları da imkânları da var. Eksik olan, o kaynakları bir avuç ayrıcalıklı için değil 86 milyon için kullanacak halkçı bir iktidardır. Bu kadrolar Cumhuriyet Halk Partisi’nde, bu politikalar Cumhuriyet Halk Partisi’nde mevcut. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına ihtiyacı vardır.”