CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, kaleme aldığı yazıda Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte güçlü bir ülke olabilmesinin temel şartının toplumsal dayanışma olduğunu vurguladı.
Canpolat, ekonomisi zayıf, hukuk devleti sağlam olmayan, demokrasisi güven vermeyen, eğitim sistemi çağın gerisinde kalan, gençlerine umut veremeyen ve adalet duygusunu sağlayamayan bir ülkenin gerçek anlamda güçlü olamayacağını belirtti. Güçlü Türkiye hedefinin yalnızca askeri veya ekonomik güçle değil, demokratik kurumların, hukukun, özgürlüklerin, üretimin, bilimin ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
“Türkiye’nin gerçek gücü, kendi vatandaşları arasındaki kardeşlik bağını güçlendirmesidir” diyen Canpolat, şu değerlendirmelerde bulundu:
TÜRKİYE'Yİ GÜÇLENDİREN BİRLİKTİR
Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte güçlü, itibarlı ve etkili bir ülke olabilmesinin ilk şartı, kendi içinde güçlü bir toplumsal dayanışmaya sahip olmasıdır.
Ekonomisi güçlü olmayan,
hukuk devleti sağlam olmayan,
demokrasisi güven vermeyen,
eğitim sistemi çağın gerisinde kalan,
gençlerine umut veremeyen,
vatandaşları arasında adalet duygusunu sağlayamayan bir ülkenin gerçek anlamda güçlü olması mümkün değildir.
Bu nedenle güçlü Türkiye hedefi; yalnızca askeri veya ekonomik güçle değil, "demokratik kurumların, hukukun, özgürlüklerin, üretimin, bilimin ve toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesiyle" mümkündür.
Türkiye'nin gerçek gücü, kendi vatandaşları arasındaki kardeşlik bağını güçlendirmesidir.
Çünkü;
"Kardeşlik güçlenirse Türkiye güçlenir.
Adalet güçlenirse Cumhuriyet güçlenir.
Demokrasi güçlenirse millet güçlenir.
Hukuk güçlenirse devlet güçlenir.
Ekonomi güçlenirse toplum güçlenir.
Birlik güçlenirse Türkiye'nin dünyadaki itibarı güçlenir."
HİÇBİR KÜRESEL HESAP MİLLETİN İRADESİNDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR
Türkiye'nin iç huzurunu bozmak, vatandaşlarını birbirine düşürmek ve toplumsal fay hatlarını derinleştirmek isteyen her türlü dış müdahaleye karşı uyanık olmak zorundayız.
Ancak bunun yolu kendi vatandaşlarımız arasında yeni düşmanlıklar üretmek değildir.
Tam tersine;
Dışarıdan gelecek her türlü manipülasyona karşı en güçlü savunma, içeride "adaletli, demokratik, özgür ve dayanışmacı bir toplum" oluşturmaktır.
Bir ülkeyi bölmek isteyenlere karşı verilecek en güçlü cevap; birbirimize daha fazla sarılmaktır.
Bir ülkenin huzurunu bozmak isteyenlere karşı verilecek en güçlü cevap; hukuka ve demokrasiye daha fazla sahip çıkmaktır.
Türkiye'yi zayıflatmak isteyenlere karşı verilecek en güçlü cevap; ekonomik olarak üreten, sosyal olarak dayanışan, demokratik olarak güçlü ve siyasi olarak özgüvenli bir Türkiye inşa etmektir.
CUMHURİYET'İN SORUMLULUĞU
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak bu tarihi süreçte sorumluluğumuzun farkındayız.
Bizim görevimiz yalnızca günü kurtarmak değildir.
Bizim görevimiz, Türkiye'nin yarınını güvence altına almaktır.
Bu nedenle toplumsal barışın güçlenmesine, kardeşliğin pekişmesine, demokratik hukuk devletinin güçlendirilmesine ve vatandaşlarımızın eşit yurttaşlık temelinde ortak bir gelecek duygusunda buluşmasına katkı sunacağız.
Sorunların çözümünde aklı, bilimi, hukuku, demokratik siyaseti ve Meclis iradesini esas alacağız.
Hiçbir vatandaşımızın kendisini bu ülkenin dışında hissetmediği;
hiçbir çocuğun kimliği nedeniyle ötekileştirilmediği;
hiçbir gencin geleceğinden umudunu kesmediği;
hiçbir insanın adalet ararken kapı kapı dolaşmadığı;
hiçbir yurttaşın hakkını aradığı için korkmadığı;
herkesin özgür, eşit ve onurlu biçimde yaşayabildiği bir Türkiye için mücadele edeceğiz.
Çünkü Cumhuriyet'in gerçek anlamı budur:
"Halkın egemenliği, hukukun üstünlüğü, eşit yurttaşlık ve ortak gelecek."
ORTAK VATAN, ORTAK GELECEK
Bu ülke yalnızca belli bir kesimin, belli bir kimliğin veya belli bir siyasi görüşün ülkesi değildir.
Türkiye hepimizin ortak vatanıdır.
Bu topraklarda yaşayan herkesin ortak geleceğidir.
Dolayısıyla geleceğimizi de birlikte kuracağız.
Türk'üyle, Kürt'üyle, Laz'ıyla, Çerkes'iyle, Arap'ıyla, Sünnisiyle,alevisiyle farklı kültürleri ve farklı dilleriyle bu ülkenin bütün vatandaşlarıyla...
Farklılıklarımızı koruyarak ama ortak vatanımızı ve ortak geleceğimizi daha da güçlendirerek...
Çünkü bizi güçlü kılan şey birbirimizin aynısı olmamız değil;
"farklılıklarımızla birlikte aynı geleceğe yürüyebilmemizdir."
Türkiye'nin ihtiyacı yeni duvarlar değil, yeni köprülerdir.
Yeni düşmanlıklar değil, yeni dayanışma alanlarıdır.
Yeni ayrılıklar değil, ortak değerler etrafında daha güçlü bir birlikteliktir.
SON SÖZÜMÜZ
Bu topraklar ayrılığın değil, birliğin yurdudur.
Bu topraklar düşmanlığın değil, kardeşliğin yurdudur.
Bu Cumhuriyet, birbirimize üstünlük kurmak için değil; eşit yurttaşlar olarak birlikte yaşamak için vardır.