Atila SERTEL Yazdı: Sen Seçtin, Biz Oy İstedik!

Gazeteci Yazar E. İzmir Milletvekili Atila SERTEL yazdı: Sen Seçtin, Biz Oy İstedik!

Atila SERTEL Yazdı: Sen Seçtin, Biz Oy İstedik!

Sen seçtin…

“Yapay zeka” dedin…

“Güvendiğim yoldaşım” dedin.

“Kader arkadaşım” dedin.

“Süt” dedin…

“Leke” dedin…

Burada keseyim; daha bir sürü şey söyledin.

Kefil oldun.

Biz de kapı kapı dolaşıp oy istedik.

İnsanların gözünün içine bakarak destek istedik.

Partimize güvendik, adayımızı savunduk.

Büyükşehir makamına oturttuk.

Allah var, ben bir kez bile makamına uğramadım.

Şimdi bunu özellikle söylüyorum. Çünkü aday tercihinizi eleştirenleri belediyelerden beklentisi olan insanlarmış gibi gösteren sözlerinizi kabul etmiyorum.

Bizim sizden beklediğimiz bir koltuk yoktu.

Savunduğumuz bir ilke vardı:

Önseçim!

Söz verdin; hem de namusu diline dolayarak…

Önseçim yapmadın.

“Yetişmiyor” dedin.

Oysa Manisa Yunusemre Belediyesi’nde önseçim yetişti. 

Semih Balaban önseçimle kazandı.

Üstelik bir genel başkan olarak geldin; Balaban kazanmasın diye rakibine oy istedin, oy attın.

Biz parti üyelerimizin söz ve karar sahibi olmasını istedik. Adayı, kapı kapı dolaşıp oy isteyecek insanların belirlemesini savunduk.

Siz ne yaptınız?

“Kalem bizde; eş, dost, akraba, yandaş yazar geçeriz” dediniz.

Şimdi Cemil Tugay’a öfkelisiniz.

Seçmenin iradesini başka bir partiye taşımasına tepki gösteriyorsunuz.

Öküz öldü, çıkar birlikteliğiniz de öldü.

Haklısınız.

Ama ona duyduğunuz öfke, sizin aday belirleme sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz.

Bir belediye başkanı, kendisine oy veren insanların güvenini boşa çıkarıyorsa bunun siyasi hesabını vermelidir. Onu seçen, halka tanıtan, dürüstlüğüne kefil olan yönetim de kendi kararının hesabını vermelidir.

“Parti Meclisi’nde kimse karşı çıkmadı” diyorsunuz.

Peki, adayı kim önerdi?

İzmir örgütünün önüne hangi seçenekler konuldu?

Üyelere ne zaman soruldu?

Önseçim isteyenlerin talebi neden karşılanmadı?

Son kararı dar bir çevrede alıp sorumluluğu bütün partiye dağıtamazsınız.

Bir ayınız kaldığını söylüyorsunuz.

Aday belirlemeye ayrılan sürenin kısalığı eleştirilebilir. Fakat takvimin sıkışıklığı, yapılan tercihin doğruluğuna kanıt olmaz. Hele seçmenin yaşadığı hayal kırıklığına hiç çare olmaz.

İzmir’de kaç ilçeye gittiğinizi, kaç miting yaptığınızı anlatıyorsunuz.

Emeğinizi inkar etmiyorum.

Ancak o meydanları dolduranların da emeği vardı. Mahallesinde broşür dağıtanın, komşusunu ikna etmeye çalışanın, sandık başında sabahlayanın da…

Hiçbir makam beklemeden çalışan binlerce partilinin emeği vardı.

Onların bugün sorduğu soruyu kişisel beklentiyle açıklayamazsınız:

“Biz bu insana neden kefil olduk?”

Bir de “İktidar değişince hesabını soracağım” diyorsunuz.

Hukuka aykırı bir iş varsa elbette araştırılsın, bağımsız yargı önünde hesabı sorulsun. 

Bunun ölçüsü, kişinin hangi partiye geçtiği olamaz.

Ama siyasi sorumluluğu konuşmak için iktidarın değişmesini beklemeye gerek yok.

Bugün konuşabiliriz.

Bugün özeleştiri yapabiliriz.

Bugün aday belirleme yöntemini değiştirebiliriz.

Özeleştiri, “Ben yaptım” demekle tamamlanmaz. Yanlışın nerede yapıldığını söylemeyi ve aynı yanlışı tekrarlamayacak bir yöntem kurmayı gerektirir.

Sen seçtin.

Biz inandık.

Halk oy verdi.

Şimdi bize yalnızca onun neden gittiğini anlatma.

Senin neden onu seçtiğini de anlat.

Anlat ki öğrenelim.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.