Zorlu: Rusya ile Kültürel İletişim Doğal, TDT Gözlemciliği İçin Dil Şartı Gerekli!

Türk Devletleri Teşkilatı 13. Zirvesi sonrası Kürşad Zorlu, Rusya'nın teşkilata ilgisi ve olası gözlemci üyeliğine ilişkin mevzuattaki dil şartı ile TDT Plus modelini hatırlatarak dondurulan TÜRKSOY ilişkilerinin yeniden canlandırılması çağrısında bulundu.

Zorlu: Rusya ile Kültürel İletişim Doğal, TDT Gözlemciliği İçin Dil Şartı Gerekli!

Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) Ankara'da düzenlenen 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin ardından diplomatik alanda dikkat çeken bir hareketlilik yaşanıyor. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in, Rusya’nın teşkilata gözlemci üye olarak katılması yönündeki önerisi ve ardından Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un yaptığı olumlu açıklamalar, bölgesel dengeler açısından yeni bir tartışma başlattı. Konuyu Anadolu Ajansı (AA) muhabirine değerlendiren Kürşad Zorlu, Zirve'nin önemine dikkat çekerken, Rusya ile ilişkiler ve üyelik şartları hususunda kritik açıklamalarda bulundu.

Ankara Zirvesi ve "Medeniyet Parkı" Mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmayı "tarihe geçen bir dönüm noktası" olarak nitelendiren Zorlu; kabul edilen 163 maddelik Ankara Bildirisi ile siyasetten ekonomiye, dış politikadan kültüre kadar geniş bir yelpazede kararlar alındığını belirtti. Türkiye’nin dönem başkanlığını devralmasının sürece büyük bir ivme kazandıracağını vurgulayan Zorlu, 2027 yılının Türk dünyasının adından çok daha fazla söz ettireceği bir dönem olacağını ifade etti.

Zorlu ayrıca, Beştepe Millet Ormanı’nda açılan Medeniyet Parkı’nın sembolik değerine değindi. Parkın girişinde Ahlat Mezar Taşları, çıkışında ise 16 Türk devleti bayrağı altında yükselen Bilge Kağan, Tonyukuk ve Kül Tigin yazıtlarının birebir kopyalarının yer aldığını anımsatan Zorlu, liderlerin burada verdiği fotoğrafın gelecek nesillere kadim tarih ve vizyon mesajı taşıdığını dile getirdi.

“Sadece Rusya Değil, Birçok Ülkenin İlgisi Var”

Teşkilatın yükselen stratejik değerinin küresel aktörlerin dikkatini çektiğini belirten Zorlu, Orta Koridor’un sunduğu jeopolitik imkanların diyalog arayışlarını artırdığını söyledi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Zirve dolayısıyla ilettiği tebrik telefonunu ve Rusya’dan gelen son açıklamaları bu ilginin somut göstergeleri olarak değerlendirdi. Rusya coğrafyasında Tataristan, Başkurdistan ve Yakutistan gibi milyonlarca soydaşın yaşadığına işaret eden Zorlu, bu çerçevede kültürel temasların son derece doğal olduğunu kaytdetti.

Gözlemci Üyelik İçin "Resmi Dil" Şartı ve TDT Plus Modeli

Rusya’nın TDT’ye gözlemci üye olması ihtimaline ilişkin mevzuat sınırlarını çizen Zorlu, 2021 yılındaki İstanbul Zirvesi’nde kabul edilen gözlemcilik tüzüğünü hatırlattı. Tüzüğe göre, gözlemci üyelik başvurusu yapabilmek için Türk dillerinden veya akraba dillerden birinin ülkenin tamamında "resmi yazışma dili" olarak kabul edilmiş olması gerekiyor.

Zorlu, bu dil şartının dışında kalan üçüncü ülkelerle ilişkilerin yürütülebilmesi için "TDT Plus" esnek işbirliği modelinin geliştirildiğini belirtti. Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev tarafından da dile getirilen bu mekanizma sayesinde, üye ülkelerin ortak onayıyla üçüncü bir ülkeyle üst düzey görüşmeler gerçekleştirilebilecek.

TÜRKSOY İçin "Buzları Eritelim" Çağrısı

Zorlu, yaşanan bu gelişmeler ışığında Rusya ile kültürel bağların yeniden canlandırılması amacıyla somut bir öneride bulundu. 2015 yılında Rusya’nın aldığı karar sonrasında Altay, Tuva, Çuvaş, Başkurt, Yakut ve Tataristan gibi özerk cumhuriyetlerin TÜRKSOY ile olan ilişkilerinin fiilen dondurulduğunu hatırlatan Zorlu, bu durumun aşılması gerektiğine vurgu yaptı.

Kürşad Zorlu’nun açıklaması şu şekilde:

“Türkiye'ye dönem başkanlığının geçmiş olması da çok önemli bir aşamadır. Biz bu dönem başkanlığımızda alınan bu kararların takibini yapacağız. 2027 yılı Türk dünyasının çok daha fazla konuşulduğu, devlet kurumlarımızca çok daha fazla irdelendiği bir yıl olacaktır.”

 "Özellikle Orta Koridor temelinde ortaya çıkan somut gerçeklik, Türk devletlerinin Doğu-Batı aksında sahip oldukları yükselen stratejik değeri pek çok ülkenin dikkatini çekmektedir ve Teşkilatla diyalog isteğini artırmaktadır. Zirveden bir gün önce üye ülke liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilen resmi akşam yemeği bunun örneklerinden biridir. Bu esnada ABD Başkanı Sayın Trump'ın Zirve'ye ilişkin tebrik telefonu ile Teşkilatın önemini ortaya koyması, şimdi de Rusya'nın yaklaşımı ve daha önce de pek çok farklı ülkenin Teşkilatımızla işbirliği yapmak üzere girişimleri bu durumun açık bir delilidir.

 Rusya Federasyonu konusuna gelince, elbette bu ülkede tarihsel ve etnik köken olarak ortaklığımızın bulunduğu milyonlarca insan yaşıyor. Tataristan, Başkurdistan, Yakutistan başta olmak üzere birçok bölgede kültürel bağımız çok derindir. Bu bakımdan Rusya ile kültürel diyaloğun olması da son derece doğaldır."

 “Buna göre gözlemci üyelik için yalnızca Türk dillerinden veya akraba dillerden birini devlet dili veya resmi dil yani herhangi bir bölgesinde değil tüm ülke sathında resmi yazışma dili olarak kabul etmiş devletler, TDT'de gözlemcilik statüsü için başvuruda bulunabilir. Bu kategorinin dışında kalan üçüncü ülkelerle Teşkilat arasında karşılıklı menfaatler temelinde esnek bir işbirliği tesis etmesi de amaçlanmıştır. Bununla ilgili geçtiğimiz sene TDT Plus işbirliği modeli benimsenmiştir.”

 “Bu tür bir talebin gündeme gelmesi halinde, konu tüm üye devletlerin onayıyla, teşkilatın stratejik hedefleri ve Türk dünyasının ortak menfaatleri göz önünde bulundurularak mutlaka uygun şekilde değerlendirilecektir.”

 “Bizim TDT çatısı altında, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve Türk Akademisi gibi ilişkili uluslararası kuruluşlarımız bulunmaktadır. Özellikle 1993'te kurulan TÜRKSOY, kültürel sahada en geniş ve en dinamik işbirliği yaptığımız kuruluşumuzdur. Bu kuruluşa Rusya Federasyonu bünyesindeki Altay, Tuva, Çuvaş, Başkurt, Yakut ve Tataristan gözlemci üyedir. Ancak 2015'te Rusya Federasyonu'nun aldığı bir kararla, söz konusu cumhuriyetlerin TÜRKSOY'la olan işbirlikleri fiili olarak dondurulmuştur. O günden bu yana karşılıklı olarak hiçbir toplantı ya da faaliyet gerçekleştirilememektedir. Şimdi ben diyorum ki, gelin TÜRKSOY'daki bu donmuş durumu yeniden değerlendirelim ve iki tarafın en güçlü ortaklıklarından olan kültürel işbirliğine yeniden hayat verelim.”

Kaynak: AA

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.