UNESCO Korumasındaki Asırlık Miras: Halep Defne Sabununda Aile Mührü Yaşatılıyor!

UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne giren Halep defne sabunu, kuşaktan kuşağa aktarılan üretim gelenekleri ve üzerine vurulan aile mühürleriyle asırlık mirasını yaşatmaya devam ediyor.

UNESCO Korumasındaki Asırlık Miras: Halep Defne Sabununda Aile Mührü Yaşatılıyor!

Suriye’nin kadim ve köklü el sanatlarından biri olan Halep defne sabunu zanaatı, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütünün (UNESCO) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne dahil edilmesinin ardından, tarihsel derinliği ve geleneksel üretim gücüyle tüm dünyada adından söz ettirmeye devam ediyor.

Halep'te sabun kalıbı kuruma sürecine bırakılmadan hemen önce ustası tarafından özenle damgalanır; üzerine ailenin adı mühürlenir. Bu küçük imza, her bir sabun parçasını üretenin kimliğini gözler önüne sererken el emeği ile aile hafızasını birbirine sımsıkı bağlar. Yan yana dizilmiş sabun kalıpları ise evlere ve pazarlara doğru yola çıkmadan önce, aralarından esen rüzgarı bekleyerek kuruma süreçlerini tamamlar.

Sonbaharda Başlayan Yolculuk ve Kışın Üretim Ritüeli

UNESCO dosyasına göre bu eşsiz sabunun serüveni, her yıl sonbahar mevsiminde ailelerin çevredeki ormanlardan yabani defne meyvelerini toplamasıyla başlar. Toplanan meyveler, kabukları çatlayıncaya kadar büyük kazanlarda kaynatılır ve ardından yüzeye çıkan değerli yağ özenle toplanır. Bu yağ, sabuna karakterini veren en temel bileşendir.

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte imalathanelerde (masbane) üretim süreci hız kazanır. UNESCO dosyasında “mıtraf” olarak adlandırılan zeytinyağı; defne yağı, alkali madde ve suyla harmanlanarak büyük kazanlarda pişirilir.

Defne sabunu ve doğal ürünler imalatında uzmanlaşmış bir şirketin sahibi olan sanayici Ammar Mervan Neccar, SANA'ya yaptığı açıklamada defne yağının önemini şu sözlerle aktardı:

> “Defne yağı, sabuna kendine has kokusunun yanı sıra antiseptik, anti-bakteriyel ve mantar önleyici özellikler kazandırır.”

> 

Kuşaktan kuşağa aktarılan hassas oranlarla yürütülen üretimin; döküm, kurutma ve dokuz ayı aşabilen uzun dinlendirme (eskitme) aşamalarından geçtiğini belirten Neccar, sabunun kalitesi hakkında şu detayları paylaştı:

> “Sabunun nihai kalitesini ve havayla teması sonucu dış yüzeyindeki altın sarısı rengini kazandığı bu süreç temel bir aşamadır. Sabunun iç kısmındaki zümrüt yeşili rengini koruması ise özgünlüğünün ve kalitesinin en belirgin göstergesidir.”

> 

Neccar, defne sabununun kullanım alanlarına ilişkin ise şu bilgileri verdi:

> “Ürün; yüz, vücut ve saç temizliğinde, cilt bakımında ve tıraş kremi olarak kullanılmakta olup, zeytinyağı ile defne yağına dayanan geleneksel bir yapıya sahiptir.”

> 

Çocukluktan Başlayan Beceriler ve Kuşaklararası Aktarım

UNESCO dosyası, bu zanaata ait inceliklerin aile içinde nasıl nesilden nesile aktarıldığını da belgeler. Sürecin içinde çocuklar zeytin ve defne meyvesi toplamaya katılırken; kız çocukları annelerini yağ çıkarma esnasında izler, erkek çocuklar ise sabun yapımının inceliklerini babalarından öğrenir.

Pişirme, soğutma, kesme, mühürleme ve dizme adımlarının birbirine bağlı birer halka oluşturduğu bu zanaatta tecrübe aktarıldıkça, yeni nesil sadece bir kalıp yapmayı değil, sabunun üzerine basılan ismin getirdiği sorumluluğu da sırtlanır.

Zanaatın köklü geçmişine tanıklık eden Halepli zanaatkar Abdullah Hardan, 40 yılı aşan tecrübesiyle mesleği babasından ve dedesinden nasıl devraldığını, geleneksel yöntemleri koruma kararlılığını Suudi Arabistan'daki “Banan” El Sanatları Fuarı gibi uluslararası platformlarda sergilemiştir.

Benzer şekilde, 1895 yılından bu yana üretimini sürdüren “Najel” markası ve sabun ustası Mısbah Fansa'nın yıllar önce Aramco World dergisine belirttiği gibi; Fransa, ABD ve Japonya gibi ülkelere yapılan ihracatlarla beraber, pazar taleplerine yanıt vermek adına kalıp şekilleri, boyutları ve ambalajlar sürekli geliştirilmektedir. Fansa, kalıpların üzerindeki mührün kendisi için taşıdığı manevi değeri şu anlamlı sözlerle özetliyor:

> “Babamın adı ve oğlumun adı.”

> 

Tarih Kitaplarında Halep Sabunu

Halep'teki sabun üretiminin ekonomik ve kültürel ağırlığı tarihin sayfalarında da kendine geniş yer bulmuştur. Hekim Alexander Russell'ın 1756 yılında Londra'da yayımlanan “Halep ve Civarının Doğal Tarihi” adlı kitabında, İdlib ve çevre köylerindeki zeytin bahçelerinden, zeytinyağı ile çölden getirilen külün sabun üretimindeki rolünden bahsedilmektedir.

Ayrıca Kamal Al-Din İbn Al-Adim (1192–1262) “Bugyat At-Talab Fi Tarih Halab” adlı eserinde zeytinyağı bolluğuna değinirken; Kâmil el-Gazzî ise 1923 tarihli “Nehrü El-Zeheb Fi Tarih Haleb” kitabında sabunun kalitesini, kesim ve kurutma yöntemlerini en ince detayına kadar kaleme almıştır.

Geleneksel üretim yöntemlerine sadık kalmak ile modern pazarın gereksinimlerine uyum sağlamak arasında köprü kuran Halep defne sabunu zanaatı, aile mührünün taşıdığı asırlık mirasla geleceğe taşınmaya devam ediyor.

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.