Perinçek: Kılıçdaroğlu CHP'yi Gerçek Anlamda Ana Muhalefet Yaptı!

Doğu Perinçek, MK HABER'de katıldığı canlı yayında, Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin Altı Ok programıyla gerçek bir ana muhalefet işlevi gördüğünü ve Türkiye için yararlı bir yola girdiğini belirtti.

Perinçek: Kılıçdaroğlu CHP'yi Gerçek Anlamda Ana Muhalefet Yaptı!

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, MK Haber TV’de Hakan Aygün ve Gizem Fidan’ın sunduğu “Çapraz Ateş” programına konuk oldu. 9 Ekim 2026 akşamı canlı yayında CHP’deki butlan kararı, Kılıçdaroğlu’nun dönüşü, terörsüz Türkiye süreci, yeni parti, ekonomi, ittifaklar ve dış politika konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Programda Perinçek’in açıklamaları şöyle:

CHP’deki butlan kararı ve “AKP CHP’yi ele mi geçirdi?” sorusuna Perinçek net cevap verdi: 

“Hayır, öyle bir şey yok. Bakın, tam tersine bugün Cumhuriyet Halk Partisi’nin Vatan Partisi ile birlikte gerçek anlamda ana muhalefet partisi işlevi gördüğünü görüyoruz. Yani AK Parti’nin yanlış politikalarına karşı çok keskin bir tutum alıyor. Ama şu fark var: Yeni parti, yani eski CHP, Tayyip Erdoğan düşmanlığına kilitlenmişti. Orada takılıp kalmışlardı. Tayyip Erdoğan ne yaparsa yapsın, onun tam tersi bir konum veya tutum alıyorlardı. Şimdi Kılıçdaroğlu liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir programı var. Buna Altı Ok programı diyelim. Hükümetin eylemlerine ve yönelimlerine o programın perspektifinden bakıyor ve yanlış veya kendi hedeflerine aykırı gördüğü konularda çok keskin bir tutum alıyor.”

Eski CHP’nin muhalefet tarzını eleştirerek devam etti: 

“Yani karşı taraf biraz slogan muhalefeti yapıyordu. Ajitasyona dayalıydı. Bunu daha temelli gösteriyorsunuz. Tayyip Erdoğan ‘Allah birdir’ dese onlar ‘Allah üçtür’ derlerdi falan. Böyle bir çizgi izliyorlardı. Bence hâlâ da yapıyorlar. Bu tabii çıkmaz bir yol; sonuçta bu ortaya çıkıyor. Çünkü diyelim ki Tayyip Erdoğan 15-16 Temmuz’da FETÖ gladyosuna karşı savaşırken, orada ‘ben Tay yip Erdoğan’a karşı olacağım’ derseniz, o gladyonun tarafına düşersiniz. Ya da Türk ordusu Fırat Kalkanı veya Barış Pınarı ile Amerika’nın etki alanlarına giriyor, ya da Türkiye İsrail’le karşı karşıya geliyor falan. Bir kere ‘ben Tayyip Erdoğan’a karşı bir konumda olacağım’ derseniz, hiç niyet etmediğiniz yerlere sürüklenirsiniz. İşte bu yüzden yeni partinin pek geleceği olmadığı söyleniyor.”

Butlan kararının arkasındaki gerçekliği şöyle anlattı: 

“Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi gibi kurucu partilerden birinin liderliği ve koltukları parayla satın alındı. Yani gidip... O kongrede her şey açık açık ortaya dökülüyor. Zaten 12-16 oy gibi çok küçük bir farkla olmuş. Orada büyük paralar el değiştirmiş falan. Yani sanki bir sandalye satıcısından sandalye alır gibi. Bugünkü yeni partinin yöneticileri, kongrede kazandıkları koltukları sandalyeci dükkânından alır gibi parayla satın almışlar. Asıl mesele budur. Yoksa mahkemenin butlan kararı bu gerçekliğe dayalı bir karardır. Nedir o? Türkiye’de siyasi partilerin liderliği parayla satın alınamaz. Bu butlan kararıdır. Buna dayanır. Bu yüzden bunun AK Parti’nin müdahalesiyle falan olduğu söylemek gerçekçi değildir. Nihayetinde bakın, Türkiye’de büyük bir temizlik var. Ordudan 24 bin subay temizleniyor. Polisten 30 bin FETÖ’cü temizleniyor. NATO’cu generaller ve FETÖ’cü generaller Türkiye’nin hapishanelerine atılıyor. Ve sonunda Türkiye böyle bir hesaplaşma dönemine girerken, Ana Muhalefet Partisi’nin başının Atlantik sistemi, Amerika veya İsrail’in dostu olamayacağını söylüyor. Burada Türkiye’nin kendi refleksi de var.”

AKP’ye yönelik tutum değişikliği eleştirilerine şöyle yanıt verdi: 

“Biz gelişmeleri ve olayları görmezden gelen takıntılı politikalara sahip değiliz. ‘AK Parti kötüdür. CHP kötüdür veya iyidir’ diye. Sürece bakıyoruz. Yani AK Parti FETÖ ile çatışınca, biz zaten FETÖ ile çatışmanın merkezi ve partisiyiz. Ne yapalım? ‘Ah, FETÖ ile çatışıyor. Biz AK Parti’nin düşmanıyız. O zaman FETÖ’nün tarafına mı geçelim?’ Ya da AK Parti PKK’nın peşine düşüyor. Ne yapalım? O zaman PKK’nın tarafına mı geçelim? Yani bir parti olarak bizim programımız var. Diyor ki Türkiye, Kemalist devrimi tamamlayacağı bir sürece girmiştir — siz zaten Mustafa Kemal’in televizyon kanalısınız. Biz o Kemalist devrimi tamamlamaya yönelik strateji ve programda dimdik duruyoruz ve diğer partilere yönelik politikalarımızı o konumdan belirliyoruz.”

Kılıçdaroğlu’nun şu anki yolu hakkında: 

“Şimdi başka bir parti hakkında doğru yol mu yanlış yol mu diye uygunsuz bir şey söylemek istemem ama Türkiye için yararlı bir kanala girmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi sahaya inmiştir. Altı Ok’u Cumhuriyet Halk Partisi bayrağında yeniden koruyun.”

Kendi oy geçmişini anlatırken: 

“1963’te ilk kez, 20 yaşındaydım. Oy kullanma hakkını kazandım. O zaman Mehmet Ali Aybar’ın İşçi Partisi’ne oy verdim. Annemi bile ikna ettim. Babam Yeni Türkiye Partisi’nden adaydı ama ikimiz, anne-oğul, gidip İşçi Partisi’ne oy verdik. CHP’ye hiç oy verdim mi diye hatırlamaya çalışıyorum. İşçi Partisi ve bizim partimiz katılmadığı bir seçimde oy kullandım. Sanırım 1970’lerde, büyük ihtimalle Ecevit döneminde, 1977 civarı Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy verdim.”

Babası hakkında: 

“Babam parti milletvekili olarak görev yaptı. Tabii Adalet Partisi’nde 16 yıl... Babam çok halkçı bir insandı. Halkın adamıydı. Etrafındaki bütün sevdiği insanlar, kasaplar, esnaflar, sıradan insanlar falan. Babam bizim partiye oy verdi. CHP’ye 73 seçiminde oy vermişti. Babam İnönü’ye derin saygı duyan ve seven bir adamdı. Yargıtay’dan gelen önemli bir hukukçu figürüydü... İyi bir avukattı, ceza hukuku üzerine önemli kitapları vardı. Hiç fanatik değildi. O bakımdan diğer partilerden insanlar tarafından da sıcak bakılan bir kişiydi. Allah rahmet eylesin.”

Ana muhalefet ve gelecekteki hükümet tasavvuru: 

“Şu anda ana muhalefet onlar. Hatta hükümet adayı bile denebilir ama şu anda Vatan Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi ana muhalefet rolünü oynuyor. Türkiye büyük bir karara doğru gidiyor. Yeni bir dünya kuruluyor, yeni bir Türkiye geliyor. 1980’de Turgut Özal’la kurulan, küresel ekonomiye entegrasyon kisvesi altında çiftçileri ve üreticileri ‘sı rtta yük’ ilan eden sistemin sonuna geldik. Tam bir sömürü sistemi olarak ortaya çıktı. Fonlar falan görüyoruz. Üretimle hiçbir ilgisi olmayan bir millet üretiyor. Üretilen şey çok dar bir kesim arasında paylaşılıyor. Sömürücü bir grup; sanayici değiller. Sabah bütün televizyon kanalları altın yatırımcısı, dolar yatırımcısı diye konuşuyor; euroya, dolara veya altına yatırım diye bir şey olabilir mi? Ben dolar aldım, o dolarları altına çevirdim. Altından euroya çevirdim. Burada yatırım yok. Üretim yok. Bu yüzden 1980’de Türkiye’de yatırım ve üretim gibi temel ekonomik kavramlarla oynayan bir sömürü sistemi kuruldu. O bitti şimdi. Sonuna geldi.”

İttifak ihtimali ve yeni parti hakkında: 

“Kılıçdaroğlu’yla yemek yedik. Nazikçe davet etti. Bir yere oturduk. Birkaç yıl içinde hem Kılıçdaroğlu hem Vatan Partisi Türkiye’yi yönetecek konumlarda olacak. Türkiye üretim ekonomisine kaymak zorunda. Türkiye entegre olacak. Terörsüz bir Türkiye. O hükümet aranıyor. Ben o hükümetin programını hazırlayacağım diyen bir Vatan Partisi var. Cumhuriyet Halk Partisi de o çizgiye girmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye-Rusya-Çin-İran ittifakı çağrısı yaparak o gelecekteki Türkiye hükümetinin dış politikasını dünyaya duyurmuştur. Bunlar birleşince ve diyelim ki AK Parti’nin vatansever ve üretim odaklı unsurlarıyla aritmetik bir toplam oluşacak ve hükümet olacaklar. 

Yeni parti Türkiye’ye kaostan başka ne vaat ediyor? Kendi içinde bile istikrarı yok, lideri yok. Kendi saflarında liderlik mücadelesi var falan. Türkiye’nin kararı nedir? İnsanlar Atatürk gibi otoriter, güçlü bir devlet istiyor. Yeni parti böyle bir izlenim vermiyor. Atlantik sistemine bağlanmışlar. Batı’ya el açıyorlar, onlardan yardım bekliyorlar. FETÖ’nün onları desteklediği iddiaları var. İddiaya gerek yok. FETÖ onları destekliyor. Süleymancılar destekliyor. CHP geleneğinden olmayan şeyler var onlarda. Hem FETÖ ile ilişkileri var hem Süleymancılardan destek alıyorlar. Amerikan Atlantik sisteminden yardım umuyorlar. ‘Beni koruyun’ diyorlar. Diğerlerinin Türkiye’yi Avrasya’ya götürdüğünden şikayet ediyorlar. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de bu programa yer yok.”

Dokunulmazlıklar konusunda: 

“AK Parti’nin özgüvenine bağlı. Eğer AK Parti ‘rakiplerimi seçimle falan yenemem’ derse, böyle bir güvensizlik halindeyse, her zaman mahkemelere, kolluğa, polise veya zincirlere başvurur. Suç işleyenler takip edilmeli ama bunu siyasi mücadelede araç olarak kullanmak başka bir şey.”

Perinçek program boyunca Vatan Partisi’nin Kemalist devrimi tamamlama programına bağlı kaldığını, gelişmeleri sürece göre değerlendirdiğini ve Türkiye’nin üretim ekonomisine, terörsüz bir yapıya ve Avrasya yönelimine doğru ilerlediğini vurguladı.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.