Öcalan'ın Görüşme Notları Yayınlandı

İmralı Cezaevi’nde 2 Ağustos 2026 tarihinde Abdullah Öcalan ile DEM heyeti ve devlet yetkilileri arasında gerçekleşen görüşmenin metinleri kamuoyuna yansıdı.

Öcalan'ın Görüşme Notları Yayınlandı

İmralı Cezaevi’nde 2 Ağustos 2026 tarihinde Abdullah Öcalan ile DEM heyeti ve devlet yetkilileri arasında gerçekleşen kritik görüşmenin metinleri kamuoyuna yansıdı. Görüşme notlarında; Meclis’e gelmesi beklenen "çözüm ve entegrasyon yasası", örgütsel yapının fesh edilerek "Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi" adı altında siyasallaşması ve Türkiye'nin üniter/demokratik yapısıyla bütünleşme hedefleri öne çıkıyor.

Öcalan’ın devlet yetkililerinin de hazır bulunduğu toplantıda sunduğu vizyon, Kürt meselesinde silahlı mücadele döneminin tamamen geride bırakılıp "Demokratik Cumhuriyet" konsepti üzerinden devletle stratejik bir müttefiklik kurulmasını esas alıyor.

Öcalan görüşme notlarını olduğu gibi yayınlıyoruz:

 02.08.2026 TARİHLİ GÖRÜŞME NOTUDUR

 Bşk: Hoş geldiniz. (P. arkadaşın boyunluk kısmını görünce) Ne olmuş sana böyle?

 P: Kulakta kristal sorunu oluştu Başkanım. Baş dönmesi yapıyor.

 Bşk: Bende de oluyor baş dönmesi bazen, geçmiş olsun.

 M: Siz de iyisiniz?

 Bşk: Benim standart değişmez. Biz ayakta ölürüz, bizim yatakta ölme şansımız yok. Öcalan nasıl, sağlığı nasıl diye soruyorlar. Devrimciler ayakta ölür. Yaşadığımız büyük bir sorumluluk var; bu sorumluluk hiçbir hastalığa, sağım solum ağrıyor demeye izin vermez. Hep diri kalacaksın.

Yetkili: Biz hep sizin sağlığınızı öne koyuyoruz. Biz öncelikle Abdullah beyle ev sahibi olarak hepinize hoş geldiniz diyoruz.

Bşk: (Gülerek) Ev sahibiyim değil mi? Ben ev sahipliğini hak ettim. 30 yıldan beri, Özal’dan beri benim girdiğim pozisyon net. Silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam. Böyle götürüyoruz. Dağdakileri barışa hazırladık. Ben Kürt stratejisti, siyasal çözümleyicisi olarak varım. Savaşa son dedim, devletle bütünleşme talebine saygıyla yanıt verdim. İki yıldır da sürdürüyoruz. Bu süreç için kendimi yetkin görüyorum. Bu yasanın çıkmasının kilit bir şeyi var. Bu sürecin ilerlemesi için izleme kurulu da Türkiye halkına karşı şeffaflığı sağlar. Meclisinde mutlaka bu işin içinde olması gerekiyor. Biz meclise rağmen yapamayız.

 Ortadoğu fırtınalı bir süreci yaşıyor. Halen günlük olarak İran bağlamıyla bölgesel savaş alevi bir sönüyor, bir yükseliyor. Bir de burada Kürt olgusu diye bir şey var. Devasa, 60 milyonluk. İngilizler Kürt olgusuna oynayarak Ortadoğu’yu alt üst ettiler. Şimdi bu yüzyılda da aynı oyun oynanıyor. O zaman böldüler, parçaladılar, yara bere içinde bıraktılar kendi deyimleriyle. Şimdi de bazı Kürt geçinenler var. “Apo davayı satıyor, Apo tarihsel özlemlerimiz gerçekleşmek üzereyken devletle uzlaşıyor, bütün rüyalarımızı yerle bir etti.” diyorlar. Böyle bir cephe var. PKK içinde ki dışında ki Kürtleri de kullandılar. Birinci dünya savaşı sonunda bunu yaparak Kürtlerin de Türklerin de başına neler geldi biliyoruz. Küçük cumhuriyet uğruna neler feda edildi. Sonrasında FETÖ filan eliyle cumhuriyeti de şey yapacaklar. İçimizde faşist damar var diyordular, kıl payı kurtardılar.

 Şimdi ben Özal’dan beri bu ateşi söndürmek istiyorum. Koçgiri’den beri 30 isyan çıktı. Yüz binler öldü. Sayın cumhurbaşkanı ekonomide 2.3 trilyon kayıp dedi. 60 milyar dolarlık kayba yol açtı dedi. Eğer sorumsuzluk yapıp anlamsız çatışmaların fitilini yakarsak Gazze’den beter bir duruma düşeriz. Lafla bunun altından kalkılmaz. Yasanın bana sağlayacağı tek şey daha fazla çalışma imkanıdır.

 Cumhuriyet tarihinin en önemli uzlaşma eşiğindeyiz. İslamcılar devlettedir ama hala ulusalcılarla karşı karşıyalar. Küçük bir adımla kapı aralanıyor. Biz o kapıdan Kürtleri cumhuriyetle tanıştıracağız. Bin kilometrelik yol, küçük bir adımla başlar. 30 isyan çıkmış. Cumhuriyette hala herkes birbirine düşman. Bu kendi cumhuriyetimiz.

 En az Türkler kadar bizim bu devlette payımız var. biz de yavaş yavaş bu devlet bizimdir diyeceğiz. Devlete karşı devlet dediğin zaman bu eşittir savaş. Ben çıkarken Türk sömürgeciliği diyerek başladım. Müthiş gizliydim, beni 5 yıl sonra fark edebildiler. Burada, gelenlere sormuştum, ne zaman fark ettiniz diye, 5 yıl sonra demişlerdi. Devlet yetkilisi de benimle konuşurken, “sizin hatalarınızdan dönme özelliğinize hayranlık duyuyorum.” demişti. Akademi dünyası için söylemişti, akademi dünyasında hataları görmek ve dönmenin ne kadar zayıf olduğu.

 Ama ben gördüm. Devletin kuruluşundan beri Kürt bunun içinde benim bunu parçalamam, başka bir devlet kurmam olmuyor. Benim kadar bunun deneyen, zorlayan olmadı.Bu nedenle strateji değiştiriyorum. Yanlış görüşte ısrar edersen kaybedersin. Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız. 3 ay tartışalım, göreceksin devlet kapısı ardına kadar açılacak. Çünkü en stratejik bir halkı devletin müttefiki haline getiriyoruz. Yavuz, İdris-i Bitlisi’ye beyaz bir kağıt verir, ne istersen yaz der. Sonuç Ortadoğu kapısını aralar.

 Bunlar Kürtlerin statüsünü feda etmek anlamına gelmiyor. “Kürtler yüz yıl uğraştı, APO gitti, Kürtlerin statüsünü devlete sattı.” diyenlerin de maskesini düşüreceğim, gerçek ihanet budur.

 Bahçeli bunu anladı. Çakıroğlu var, ülkücü, en iyi anlayanlardan. Ben iki yıldır ortalığı biraz temizledim. Bir sizi bir diğer tarafı ikna etmeye çabaladım. Tek kişilik satranç dedim. Kitabı da var. Böyle yapıyorum. Zor. Her iki tarafı da incelikli formüle ediyorum.

Yetkili: Formül için mc2 demiştiniz.

 Bşk: O dönüşümdür. Önemlidir. O, bütün evren anlayışını değiştirdi. Ama kabul görmesi uzun sürdü. Sadece evren ve fizik değil, toplum içindir de. Güneşin hidrojenin helyuma dönüşmesi için korkunç bir ısı ve basınç gerekiyor. Bu büyük bir dönüşüm yaratır. Toplumda bir evrendir. Formülü doğru uygulamazsak yakarız toplumu.

Devlet yetkilisine demiştim, siz de kazansanız biz de kazansak Pirus savaşıdır. Epir, M.Ö 276’da Roma ile girdiği tüm savaşları kazanıyor ama iki yıla her şeyi kaybediyor. 60 milyonluk bir halk. Savaşçı ve istese her yeri darma duman edebilir. Bu çalışma sadece boğazlaşmayı engelleme değildir. Kürt-Türk demokratik ittifakı olacak. Demokratik entegrasyon dediğimiz şey. O oluştuğunda, Yavuz Kürt mirlikleriyle nasıl Ortadoğu’yu kazandıysa öyle kazanıyoruz. Bahçeli bunu anladıysa diğerleri niye anlamayacak. Bir an önce birbirimize girelim istiyorlar. Tarih yok, sosyoloji yok, e benim canım böyle istiyor diyor. Özal hayatını vermişti bu işe, oğlu Ahmet’e demişti.

Seçimmiş, parti menfaatiymiş, bunlara kimse alet edemez bizi. Benim PKK üzerinde, Kürtler üzerinde etkim var. Benim kadar isyan eden olmadı. Ama sonuçta demokratik bütünlükçülük formülünü bulmuşum ve bunu devletle başarmak istiyorum.

 İki sütun demiştik; Kürtlük ve Türklük sütunu. Türklük dünyasına, Ortadoğu’ya, Pakistan’a, Hindistan’a açılmak istiyorsan Kürtlük sütunu önemlidir. Tarihteki tüm imparatorlukların çöküş nedeni budur. Mittaniler ve Hititler M.Ö 1200 e doğru bu ittifakı geliştirmeyince çöker. Sonraki tüm süreçler böyledir. 1. Dünya Savaşı’nda Lawrance’in Arapları Kudüs’ten, Amman’dan,Şam’dan nasıl çektiklerini biliyorsunuz. Bu, Anadolu’da da başarılı olsaydı Türklükten iz kalır mıydı? Aynı strateji işliyor. Kürtlerin burada anti-cumhuriyetçi olması yönünde.

 93’te Yunanlılar geliyordu, Avrupalılar geliyordu. Çok övüyorlardı beni, sarhoş gibi olmuştum. Bu Özal’ın çağrısı devreye girince ve ben de Özal’la anlaşacağım deyince birden buz gibi oldular. Ne oluyor dedim. Bunu ilk kez anlatıyorum. Daha sonra anlayacaktım bunu. Roma’da “madem bunun gözü Türklerle anlaşmakta, bunu onlara verelim, öldürtelim” dediler. Komplo buydu. Sonra Michael Rubin de söyledi.

 Herkesi kendine muhtaç edecek halde tutuyor ve haydi çatışın diyor. Savaşacak kadar destek oluyor.

 Yasa çıkarsa tüm örgüt formatımız değişmek zorunda. HDP kurulduğunda böyle bir durum yoktu, bu akla bile gelmiyordu. 2013 yılında bir diyalog kapısı açıldı ve bu HDP’yi doğurdu. Bu süreç tümüyle örgütsel yapımızı, ideolojik programımızı gözden geçirmeyi gerektirir. Yasadan sonra tüm hareket planlarımızı, siyasi çalışmalarımızı yasayla uyarlı hale getirmek için görüşmeler yapacağız.

Benim şimdi organize edeceğim hareket, Demokratik Toplum ve Cumhuriyet hareketidir. Hatta bir kurucular kurulu hazırlığına gidebilirsiniz. Demokratik Cumhuriyet Konferansında çağrıcı grup vardı ya onlar olsun öyle olsun demiyorum ama benzer biçimde kurucular kurulu olmalı. Cumhuriyetçi olunacak. Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız. Bunun hem tarihsel hem de toplumsal zemini var. Çünkü Kürtler henüz cumhuriyete katılmamış. Solcularda hala katılmadı cumhuriyete. Mustafa Suphi olayın var. Şefik Hüsnü’ler var. Solcularda cumhuriyet dışıdır. Böylesi sol grupları da dahil edeceğiz. Hem solculuklarını hem cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir harekete ihtiyaç var. Bunun hazırlığına girin.

 İlk aşama(yasa geçer ve yürürlüğe girerse) başarılı geçerse zorunlu olarak devasa bir görev bizi bekliyor. Çok sayıda kişi ile görüşeceğiz. Metiner de Altan Tan da gelsin. Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğim. Laik aydınlar da gelsin. Rıza Türmen örneğin. Onun gibileri Kurucular Kuruluna davet edeceksiniz, bunu anlamanız gerekirdi. 50’lerde Demokrat Parti yapmıştı. Büyük bir Cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, sadece bir halk değil kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar, ilk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.

 Hem cumhuriyetle doğru bütünleşmeyi sağlayan hem de demokratik toplumla silaha ilkesel olarak yer olmayan bir hareket olarak bütün ihtiyaçlarımızı karşılıyor. CHP, Yeni Parti bunu yapmak istiyor ama yapısı el vermez. Buna en çok bizim ihtiyacımız var.

 Büyük bir cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, kültür olarak katılıyoruz. Solcularda anlamıyorlar. İlk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular içinde bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.

 Heyet: Özgür Özel’in bir açıklaması oldu. Sürece destek veriyordu. Kürt sorunu kendileri açısından stratejik bir konu ama önce yasayı görmek istediklerini belirtiyorlar.

 Bşk: Özgür beye özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kuruluna katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım. “Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, cumhur ittifakıyla birleştiler, bizi mi yok edecekler” diyorlar ya.. hergün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle değil devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz. Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.

Heyet: Önemli bir görüşeme ve önemli bir yasanın eşiğindeyiz. Bu görüşme sonrası için kamuoyuna bir mesajınız var mı?

 Bşk: Ben yasanın çıkmasını bekliyorum. Yasa çıktıktan sonra herkes beni duyacak. En az cumhuriyetin kuruluşundaki çalışma ve fedakârlık kadar, ki cumhuriyet Kürtlersiz kurulmadı. En az başlangıçtaki kadar bir demokratik cumhuriyet çalışması sözü veriyorum.

 Bu 86 milyona, herkese gerekir. 86 milyon için yapılacak büyük bir hizmettir. Bölgenin ve ülkenin kaderini etkileyecek, demokratik bir anayasanın önünü açacak, ekonomik olanakları büyütecek bir sürecin önünü açacak.

Demokratik cumhuriyete sonuna kadar kapı aralanıyor. Buna bir bayram coşkusuyla yaklaşılabilir. Bin kilometrelik yolun ilk adımı. Bin kilometrelik bir yol için ilk adımı atıyoruz. Herkese demokrasi için bir adım atmış oluyoruz.

Başka ne var?

 Ö: Başkanım cezaevi ziyaretlerimiz oluyor. Hepsi sizi izliyor, sizi soruyor, selamlarını iletmiş olalım.

Bşk: Evet, cezaevlerinin durumu var. Çok hasta var değil mi? Onlarla ilgilenmeliyiz.

Not: Başkan görüşmenin bitiminde kadınların yasal süreçte nasıl yer alacaklarına dair aktarım üzerine, “Kadın manifestosuna başladık, bitirince şok olacaksınız. Ayrıca kadınlar izleme kurulunda kadın kotası olarak yer alsınlar ya da ayrı bir kadın izleme kurulu meclis dışında yer alabilir.” diyor.

Not: Başkan bu süreçte çıkan yasaya yaklaşım nasıl olacağına dair şu tutumu koydu; “Bu bir giriş yasasıdır, bir kök yasadır. Bu yasayla başlayacak süreç de devam eden yasal düzenlemeler, demokratikleşme, yerel yönetimler konuları olacak. Bunu böyle değerlendirmek gerekir.”

 “Yürüyen yasa süreci için başkanın yaklaşımını özetleyen husus şu; çıkacak yasa sonrası kendi çalışma koşullarının oluşması ve bunun yasa sonrası oluşacak “siyasallaşma ve barış kurulu” içinde alacağı pozisyonla sağlanması yönündedir. Çıkan yasa içinde yer alan; “Sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir” maddesi içinde oluşacak alt kurul ile kastedilen “barış ve demokratikleşme kuruludur” ve yasa geçtikten sonra oluşmasına mutabık kalınan bir kuruldur bu. Yasa içinde esası belirleyen ve başkanın önemli gördüğü husus bu kuruldur.”

 

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.