Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı görevine atanan Mehmet Ali Yüksel, gerçekleştirilen basın açıklamasıyla yeni görevine resmen başladı. Partililere ve İstanbullulara seslenen Yüksel, partinin birlik, beraberlik ve tarihsel ilkelerine vurgu yaparak 39 ilçede kararlılıkla çalışacaklarını belirtti.
Görev devir-teslim sürecinin ardından il başkanlığı binasında partililer ve basın mensuplarıyla bir araya gelen Mehmet Ali Yüksel, zorlu bir süreci göğüsleyen önceki dönem İl Başkanı Gürsel Tekin ve heyetine teşekkür ederek konuşmasına başladı. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na saygı ve sevgilerini ileten Yüksel, İstanbul’da son günlerde etkili olan olumsuz hava şartları ve yağış felaketine değinerek hayatını kaybeden vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.
Siyasetin ahlaki ve etik değerler üzerine kurulması gerektiğinin altını çizen Mehmet Ali Yüksel; örgütlü mücadelenin, cumhuriyet değerlerinin ve partinin tarihsel birikiminin önemine dikkat çekti. "CHP vesayet kabul etmez, trollerin ve sermaye odaklarının yön verebileceği bir parti değildir" diyen Yüksel, örgütün öz gücüyle İstanbul’un 39 ilçesinde ve 963 mahallesinde sokak sokak çalışacaklarını ifade etti.
CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Ali Yüksel'in konuşmasının tamamı:
"Cumhuriyet Halk Partililer hızlanmaktan korkmaz. Değerli yol arkadaşlarım, sevgili Cumhuriyet Halk Partililer, değerli İstanbullular, değerli basın mensupları, her birinizi en içten duygularımla saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Hoş geldiniz, hoş geldiniz.
Aramızda olan çok değerli Genel Başkan Yardımcılarımıza, Parti Meclisi üyelerimize, milletvekillerimize, İstanbul'un en büyük emektarları ilçe başkanlarımıza, kadın ve gençlik örgütlerimizin değerli temsilcilerine, geçmişten bugüne partimizin her kademesinde görev yapmış, köklü geleneğimizin oluşmasına neden olmuş önceki dönemlerde görev almış il başkanlarımıza, ilçe başkanlarımıza, gençlik ve kadın kolu örgütü yöneticilerimize, siz değerli parti emektarlarımıza her birinize ayrı ayrı saygıyla, sevgiyle her birinizi selamlıyorum. Tekrar hoş geldiniz.
Öncelikle zor bir süreci göğüsleyen, hukuka sahip çıkan, kurumsal kimliğimize sahip çıkan önceki dönem Genel Sekreterimiz, önceki dönem İl Başkanımız Sayın Gürsel Tekin'e, değerli heyetine, çalışma arkadaşlarına, yol arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç biliyorum. Emeklerine sağlık, iyi ki bir aradayız. Bundan sonra da kol kola, omuz omuza, abi-kardeş geleneğiyle mücadelemize devam edeceğiz.
Ve partimizin tarihi duruşunu, siyasi ve ahlaki üstünlüğünü koruyan, lekesiz, onurlu yaşamıyla her birimize, geleceğe, gelecek nesillere örnek oluşturan Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'na saygılarımı, sevgilerimi iletiyorum.
Öncelikle biliyorsunuz bir yağış felaketi yaşıyoruz, hâlâ da devam ediyor. Maalesef en büyük, ülkemizin en büyük ili olan, en gelişmiş ili olan İstanbul'umuzun bile doğal afetler karşısında ne kadar yetersiz olduğunu bir kez daha gördük. Can kayıplarımız oldu, yaralılarımız oldu, maddi hasarlar oldu. Vefat eden İstanbullu hemşehrilerimize Allah rahmet eylesin, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bütün İstanbullu hemşehrilerimizi bir kez daha saygıyla, sevgiyle, hürmetle selamlıyorum.
Değerli dostlar, değerli İstanbullular; konuşmama düşünürün insanlığın kazanım ve birikimlerini hatırlama niteliği taşıyan şu sözleriyle başlamak istiyorum: Düşünür der ki, “İnsan yeryüzünde olup biten şeyleri görmezden gelme, bilmemezlikten gelme hakkına sahip değildir. Bunun böyle olmasını gerektiren çok üstün ahlaki ve siyasi nedenlerimiz vardır.
Gerçekten de içinden geçtiğimiz zaman dilimi, tanıklık ettiğimiz gelişmeler ve karşı karşıya bulunduğumuz sorunlar insanlığa ait temel değerleri yeniden düşünme, yeniden hatırlama ve yeniden hatırlatma sorumluluğunu bizlere yüklüyor. Bu sorumluluk sadece bu döneme ait bir sorumluluk değildir. Taşıdığımız sorumluluk savaş meydanlarında galibiyetle yetinmeyen, Anadolu'nun dört bir yanından yollara düşüp tamlerle, kongrelerle ilke ve prensipler belirleyen, Büyük Millet Meclisi'ni kuran, devleti ve ulusu inşa eden kurum ve kuruluşlar inşa eden o büyük devrimcilerin, o büyük yurtseverlerin, Kuvayı Milliyecilerin bizlere emanet ettiği bir sorumluluktur.
Bu sorumluluk bizlere ait olan, Cumhuriyet Halk Partisi'nin varoluşunu sağlayan doğal ve özsel refleksimizdir. Bu refleks Cumhuriyet Halk Partisi'nin siyasal ve ahlaki üstünlüğünü tarihi boyunca koruyan varoluşsal bir reflekstir. Refleks irade hürriyetini esas alan, insanı bir araç olarak değil bir amaç olarak gören, siyaseti satın alınan sadakatler üzerine konumlandırmayan, siyaseti ve devleti ahlaki yaşamın en yüksek kurumu gören bu meşru gücün, siyasetin tertemiz kalması gerekir. Bu meşru güç tertemiz kalırken geleceği kuracak olanın da siyaset olduğu gerçekliğini asla unutmayacağız. Dolayısıyla sorumluluğumuz sadece geçmişi sahiplenmek değil, geleceği kurma iradesini de göstermektir.
Bu birikim ve tecrübe kadim Anadolu topraklarında vardır. Hepimiz İstanbulluyuz ama daha önce hepimiz Anadolu'nun çocuklarıyız. Bizler Türk'üz, Kürt'üz, Laz'ız, Çerkez'iz, Boşnak'ız, Arnavut'uz. Bizler evet Aleviyiz, bizler Sünniyiz, bizler Doğuluyuz, Batılıyız, bizler açığız, bizler kapalıyız. Bu topraklara aitiz, bu topraklara ait ne varsa hepsiyiz. Erdemli bir toplumu, erdemli bir devleti yaratma sorumluluğunda olan insanlarız.
Değerli dostlar, değerli Cumhuriyet Halk Partililer, değerli yol arkadaşlarım; bilinmelidir ki Cumhuriyet Halk Partisi bu toprakların en doğal siyasi hareketidir. Cumhuriyet Halk Partisi ajans üretimi bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi sizler tarafından yazılmış ilkelerdir ve bu değerler Anadolu'nun en ucunda köy evlerinde duvarlara baktığınızda kendini gösteren Mustafa Kemal Atatürk fotoğraflarıyla, kilimlere işlenen altı ok işlemeleriyle kendini gösterir. Sahip çıkılması gereken bir meseledir, unutulmaması gereken, önemsenmesi gereken değerlerdir.
Ama unutmayacağız değerli yol arkadaşlarım, unutmayacağız; sahip çıkmak ayrı şeydir, sahip olmaya kalkmak ayrı şeydir. Sahip çıkmaya çalıştığınızda, sahip çıktığınızda bilirsiniz ki korursunuz; iki gözünüzün bebeği gibi korursunuz, sahip çıkarsınız. Sonunuzu düşünmeden onun tarihine, birikimine, geleneğine, her şeyine sahip çıkarsınız. Ama sahip olmaya kalkmak başka bir şeydir. Sahip olmaya kalktığınızda hücumlandırmaya kalkarsınız, maaşlandırmaya kalkarsınız, kamu gücü kullanırsınız, köleleştirmeye kalkarsınız, çıkarlarınız için alıp satmaya çalışırsınız, işiniz bittiği zaman kaldırıp atarsınız.
Cumhuriyet Halk Partisi işiniz bittiği zaman kaldırıp atacağınız, satacağınız, terk edeceğiniz bir parti değildir. Yedek partiniz var mı? Bu partiye yıllardır emek verdiniz, bir çok makam... Parti kurmayı düşündünüz mü? Hayır. Yedek partiniz oldu mu? Hayır. Cumhuriyet Halk Partisi budur. Çünkü ilkeler bütünü, hukuk bütünü bir partidir.
Cumhuriyet Halk Partisi sahip olunamaz bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi'ne hiçbir sermaye gücü, hiçbir medya organı, hiçbir cemaat, hiçbir emperyal odak sahip olamaz. Cumhuriyet Halk Partisi vesayet kabul etmez, edemez. Cumhuriyet Halk Partisi milletin kurduğu, bizzat milletin sinesinden çıkmış bir partidir. Cumhuriyet Halk Partisi trollerin, müteahhitlerin, beslemelerin, yabancı misyonların, ücretli personellerin, maaşlı personellerin rotasını belirleyeceği bir parti değildir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin ahlaki, siyasi rotasını Cumhuriyet Halk Partisi'nin özgürlükçü, yurtsever, Atatürkçü, antiemperyalist, yurtsever örgütü belirler, sizler belirlersiniz.
Değerli dostlar, sevgili İstanbullular; İstanbul'un il örgütü olarak bizler 39 ilçede, 963 mahallede sokak sokak bu mücadeleyi büyüteceğiz. Evet, bu mücadeleyi büyüteceğiz. AK Parti iktidarının eseri olan talana, yolsuzluğa, her yere sirayet eden yozlaşma ve çürüme karşısında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu gibi, birlikte yürüdüğümüz Adalet Yürüyüşü'ndeki gibi kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz. Cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandıracak adaleti, barışı ve özgürlüğü omuz omuza birlikte inşa edeceğiz.
Değerli yol arkadaşlarım, yine unutulmamalıdır ki bu büyük bir mücadeledir, bizlere emanet edilmiş bir mücadeledir. Mücadelemiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bu ülke için kurdukları hayalin, koymuş oldukları vizyonun gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği ile ilgili bir mücadeledir. O yüzden erdemli bir toplum, erdemli bir devlet inşası için herkesi, geçmişte birlikte yol yürüdüğümüz o kardeşlerimizi, beni iki gündür başka partilerden arayan o güzel ablalarımı, kardeşlerimi sizlerin yanına, ata evine, baba ocağına davet ediyorum.
Biz hiç ayrılmadık. Mehmed Uzun'un dediği gibi, "1000 senedir gökyüzüne baktığımızda bu yıldızları birlikte seyrediyoruz." Onlar ayrılmadan bizim o eski dostlarımızla ayrılma şansımız yoktur. Bunu herkes böyle bilsin. Bu çürümenin ve bu yozlaşmanın yerine, küfür ve hakaret tarzının yerine mutlaka sevgiyi, saygıyı ve dürüstlüğü egemen kılacağız.
Artık bu topraklarda en büyük günahların, en büyük suçların inanç ve ideolojilerle üzerlerinin örtülmesine izin vermeyeceğiz. Kendi mahallemizde aradığımız hukuku, adaleti her mahalle için talep edeceğiz. Diğer mahallelerle ilgili eğer o hakkı ve hukuku aramaz ve istemezsek ülkede hakkı, hukuku ve adaleti inşa edemeyiz.
Değerli yol arkadaşlarım, kuşkunuz olmasın, hiç kuşkunuz olmasın. Emin olunuz, emin olunuz, emin olunuz devran değişecektir. Cumhuriyet Halk Partisi bu topraklarda iktidar olacaktır. Çünkü kadim Anadolu topraklarında erdem geriletilemez, yenilemez; kardeşlik yenilemez, birlik yenilemez, adalet yenilemez, eşitlik ve özgürlük yenilemez. Bu değerler yenilemez, hakikat asla ama asla yenilemez. Bu topraklarda Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün muasır medeniyet hedefi, iddiası asla yenilemez.
Değerli dostlarım, değerli İstanbullular; Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Örgütü olarak İstanbul'da Cumhuriyet Halk Partisi iktidarını koruyacağız. Bizler Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Örgütü olarak kadınıyla, genciyle, öğrencisiyle, emeklisiyle, emekçisiyle Cumhuriyet Halk Partisi iktidarının en büyük örgütlü gücü olacağız.
Ve sözlerimi bitirirken düşünürün sözleriyle size veda etmek istiyorum. Düşünür der ki: "Asıl sınavımız sahip olduğumuz gücü başkalarına göstermek değil, kendi aklımızı kendi davranışlarımızla yönetebilmektir." Asıl mesele budur. Geçmiş siyasi alışkanlıklardan vazgeçeceğiz. Siyaset ve siyasetin ilgilendiği her kurum ve kuruluşta doğallığı savunacağız.
Ben bu duygu ve düşüncelerle, bu zor koşullarda ata ocağına gelen, baba ocağına sahip çıkan, bu köklü gelenekle ilgili evlerinde gözyaşı döken, alın teri döken siz değerli kardeşlerime, arkadaşlarıma, yol arkadaşlarıma hepinize şükranlarımı sunuyorum. Yaşasın Demokratik Laik Cumhuriyet, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi! Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Yolunuz açık olsun."