Kod Adı Samuel Boston: İBB’nin Firari Rüşvetçisi Yurt Dışından Talimat Yağdırmış!

İBB davasında, Deniz Dörtyol, firari Emrah Bağdatlı’nın yurt dışına kaçtıktan sonra “Samuel Boston” kod adıyla Telegram üzerinden kendisine talimat verdiğini, ihalelerin kimin kazanacağı belli olacak şekilde gösterimlik yapıldığını ve çeşitli baskılarla sisteme mecbur bırakıldığını anlattı.

Kod Adı Samuel Boston: İBB’nin Firari Rüşvetçisi Yurt Dışından Talimat Yağdırmış!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile bağlantılı “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının ikinci duruşmasının 31. gününde sanık savunmaları devam etti. Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan reklamcı Deniz Dörtyol, mahkemede uzun bir savunma yaptı. İddianamede Dörtyol’un, firari sanık Emrah Bağdatlı’nın koordinasyonunda Kültür A.Ş. ve Medya A.Ş. üzerinden açılan ihalelere katıldığı, usulsüz şekilde ihale aldığı ve örgüt içinde “dosyacılık” adı verilen (ihaleye girmeden önce bilgi temin etme ve yan firma ayarlama) işleri yürüttüğü belirtilmişti.

Dörtyol, savunmasında etkin pişmanlık ifadelerinin doğru olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İfadelerimde söylediğim, içine çekildiğim sistemin tüm detaylarını anlattım. 2019 yılında seçim takvim süreci geldiğinde, kiraladığımız açık hava reklam alanlarının tamamında seçim görselleri hizmeti verdik. Seçim sonuçlandıktan, mevcut İBB yönetimi el değiştirdikten kısa bir süre sonra tamamı özel mülklerden kiralanmış, İBB izin yetkilendirmelerine uygun olan şirkete ait reklam alanları bir gecede İBB zabıtaları tarafından söküldü. Kültür A.Ş. ile görüştük. Orada İlknur Kaya (Kültür AŞ’de sanat yönetmeni) ve Serdal Taşkın (Eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü) reklam alanlarının kullanımına müsaade etmeyeceklerini, kullanmak istiyorsak Kültür A.Ş.’nin keseceği faturaları ödememiz gerektiğini söyledi. Ticari hayatımıza devam edebilmek adına bunu kabul etmek zorunda kaldık.

2019-2021 tarihleri arası Kültür A.Ş. tarafından tarafımıza kesen kesilen tüm faturaları ödemek zorunda kaldık. Buna rağmen bazı reklam alanlarımız yine kullandırılmadı, izin verilmedi. 2021’den sonra reklam alanlarımızın izin süreçlerini Medya A.Ş. üzerinden Elif Güven’le (Medya A.Ş.’nin Halkla İlişkiler Müdürü) iletişim kurarak sağladık. Elif Güven’e reklam alanlarımızı iletirdik. O da Murat Ongun’a iletirdi. Bir bedel biçilir ve bu bedeli ödemek zorunda kalırdık.”

Dörtyol, 2023’te kendi reklam şirketini kurduğunu ve önceden çalıştığı Ad Station şirketindeki açık hava pazarlama işini de kendisinin yürüttüğünü anlattı. Devamında şöyle konuştu:

“Daha sonrasında Murat Ongun’un yönlendirmesiyle, Emrah Bağdatlı’nın adını sonradan dosyacılık olarak öğrendiğim işlerini bana teklif etti. Reklam alanlarım İBB Zabıta tarafından sökülmeye başlanınca, Emrah Bağdatlı’nın zorlamasını kabul etmek durumunda kaldım. Emrah Bağdatlı ile ilk görüşmem 3 Ocak 2024 tarihinde WhatsApp üzerinden oldu.

Emrah Bağdatlı adının dosyacılık olduğunu sonradan öğrendiğim ihale işlemlerini bana anlatarak ‘işleri böyle yürüteceksiniz’ dedi. Çok ağır sözleşmeler ve cezai şartlarının bulunması nedeniyle de bu sistemde kalmaya mecbur bırakıldım. Emrah Bağdatlı yurt dışına kaçmadan önce beni yanına çağırdı. Tabii ben o zaman yurt dışına kaçacağını, bir soruşturma olduğunu bilmiyordum. Orada bana ‘eğer olağan dışı bir durum olursa Murat Ongun’a bir şey olmaz. Sana ve bana kimse sahip çıkmaz. Benim dediklerimi uygula’ şeklinde konuştu.”

Firari Bağdatlı’nın kardeşi Özge Bağdatlı’ya çuval ile bir kargo şirketi aracılığıyla para gönderdiğini de anlatan Dörtyol, şu ifadeleri kullandı:

“Özge Bağdatlı ile 9 Mart 2025 tarihinde görüştüm. O gün kendi telefonundan beni Emrah Bağdatlı ile görüştürdü. O sırada İBB’nin Medya A.Ş. tarafına savcılık tarafından bir inceleme gitmiş. Emrah Bağdatlı telefon görüşmesinde, ‘şu an Bandırma Vapuru ile Samsun’a ayak basmaya gittiğimizi düşün. Bu süre zarfında çok çile çekeceğiz. Ancak sonrasında Cumhuriyeti ilan edeceğiz. Bu süre zarfında çok dikkatli olmanı istiyorum. Talimatlarıma harfiyen uyarsan eğer bu sürede zarara uğramazsın. Cumhuriyeti baştan ilan ettikten sonra ise Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun’un yanında olanlar mutlu olacak’ dedi. Gözaltına alınma durumu olursa kendi avukatları olan Serkan Günel ve Yiğit Kazım Akalın’dan başka biriyle görüşmeme talimatı verdi.”

Avukatların yönlendirmelerini de anlatan Dörtyol şöyle devam etti:

“Telefonumda Samuel Boston olarak kayıtlı olan kişi Emrah Bağdatlı. Kendisi yurt dışına firar ettikten sonra San Boston, Samuel Boston gibi isimler aldı. O isimler üzerinden hep yazışma ya da telefon trafiği yürüttük. Emrah Bağdatlı ‘Bana Avukat Serkan abiyi yönlendirdi. ‘Serkan abiyle görüş, o bizim aileden, eğer ki Murat Ongun’un bilmemesi gereken bir şey olursa sıkıntı yok, tüm problemlerinizi çözer’ dedi. Ertesi gün ben de Avukat Serkan abiyle görüştüm. Emrah Bağdatlı bu görüşmeye bir başka telefondan aranarak bağlandı. Avukat Rahşan Hanım ise sadece WhatsApp üzerinden yazışarak bu görüşmeye dahil oldu. Onların talimatları dışında hareket edersem eğer, Rahşan Hanım’ı hiçbir kuvvetin durduramayacağını, Avukat Yiğit bana söyledi. Kendileri benim ifade verdiğimi 2025 Ağustos ayının sonlarına kadar öğrenemediler.”

Savunmasının ilerleyen bölümünde Dörtyol şunları ekledi:

“Ben bu sistemin, bu örgütün içine mecbur bırakılarak çekildim. Herhangi bir maddi kazanç elde etmedim. Bu işlemleri yapmadığım takdirde her zaman bir karşılık gördüm. Reklam alanlarımız söküldü, işlerimiz aksatıldı. Tekrar belirtmem gerekir ki, ben hakkımda hiçbir adli işlem, gözaltı kararı yokken gidip tüm bildiklerimi savcılık makamına anlattım. Gerçeğin açığa çıkması için de elimde olan tüm belge ve bilgileri sunmaya gayret ettim. Suç işlemek gibi bir kastım olmadığı gibi, bu işlemleri yapmaya mecbur bırakılmam nedeniyle beraatimi istiyorum.”

Çapraz sorguda Cumhuriyet savcısının “Mesela bir ihale ile ilgili size bilgi verildi. Siz 5-6 firma ayarlıyorsunuz. Bunlar Kültür A.Ş.’ye gidiyor. Fiyatların hepsini Kültür A.Ş. yetkilileri dolduruyor. O rakamları oradaki kişiler dolduruyor. O firma sahipleri kaşe imza atıyor sadece. Hangi işin sizlere ait olacağı belli baştan, doğru mu?” sorusuna Dörtyol “Tabii ki, hangi işi kazanacağım da hangisini kaybedeceğim de belli” yanıtını verdi. Savcının “O zaman ihale tamamen gösterimlik mi oluyor bu durumda?” sorusuna ise “Doğrudur. İhale gününe gidecek olanlar, şirket sahibini kandırmış bir şekilde gönderse adam kazanacağı hırsıyla gidiyor ama kaybetmiş olarak çıkıyor” diye cevapladı.

Murat Ongun’un eşi Zeynep Ayten Gözdem Ongun’a ait BYZAG firmasından zorla alışveriş yaptırıldığını anlatan Dörtyol şu detayları verdi:

“Emrah Bağdatlı, benim açık hava reklam işini yürüttüğüm H-Station şirketine tespih alımı yaptırdı. Bu şekilde bir fatura kesildi ve fatura kesildikten yaklaşık 1 hafta 2 hafta sonra olabilir hatırlamıyorum tarihi tespihler geldi. 200 tane 2 koliye yakın tespih geldi teslim edildi. Sonrasında bunun ödemesi konusunda tehditvari mesajlar gönderildi. ‘Burada sıkıntı olacak’ ‘Nedir abi ne sıkıntısı olacak abi?’ diye konuşmamız var. Emrah Bağdatlı ‘Deniz, bunlar patronun karısının şirketi. Bu tespihlerin parasını öde, 3 kuruş para zaten önemli değil, yoksa başımız ağrıyacak canımız yanacak patronun karısının şirketi’ diyor. Ben ‘patron kimdir abi?’ diyorum. ‘Murat Bey’dir’ diyor. Akabinde şirket yetkilisine ödemenin yapılmasını sağlattırdım.”

Murat Ongun’un kendisine sorduğu bir soruya “Emrah Bağdatlı direkt size bağlı çalışan bir bireydi” cevabını veren Dörtyol, Emrah Bağdatlı’nın avukatının soruları üzerine ise şöyle konuştu:

“Emrah Bağdatlı beni bu cendereye sokup kendisi yurt dışına kaçtı. Hala Twitter üzerinden, Telegram üzerinden bana dümdüz sövüyor, sayıyor. Burada ben onun avukatına cevap vermek istemiyorum, bundan sonra soracağınız her soruya cevap vermek istemiyorum diyorum. Nasıl devam etmek isterseniz buyurun devam edin. Emrah gelsin, beni soktuğu cendereden kendisi çıkarsın, sonra her soruya cevap vereyim ben.”

Duruşmada Dörtyol’un anlattıkları, firari Emrah Bağdatlı’nın yurt dışına kaçtıktan sonra “Samuel Boston” ve benzeri kod adlarla Telegram ve diğer kanallar üzerinden talimat vermeye devam ettiğini, ihalelerin baştan kimin kazanacağı belli olacak şekilde “gösterimlik” yürütüldüğünü ve çeşitli baskı yöntemlerinin kullanıldığını ortaya koydu.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.