Küresel enerji arzı ve deniz ticaretinin en hayati noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim, Türkiye ile Almanya’nın ortak girişimiyle yeni bir diplomatik süreç başlatıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Alman mevkidaşı Johann Wadephul’un öncülüğünde 30 Ağustos’ta İstanbul’da düzenlenecek toplantıya Suudi Arabistan, Pakistan, Mısır, Fransa ve İngiltere dışişleri bakanları da davet edildi. Böylece yedi ülkenin dışişleri bakanlarının bir araya geleceği geniş katılımlı bir zirve şekilleniyor.
Toplantının temel gündemi, Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının güvenli ve kesintisiz biçimde yeniden sağlanmasına odaklanacak. Dünya petrol ve enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan bu boğazdaki gerilim, yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını ve uluslararası ticaret rotalarını da doğrudan etkiliyor. Boğazdaki gemi trafiğinin son dönemde ciddi biçimde azalması, petrol ve diğer enerji ürünlerinin sevkiyatına ilişkin endişeleri artırmış durumda. İstanbul’daki görüşmelerin, mevcut krizin aşılması ve deniz ulaşımının yeniden güvenli hale getirilmesi için önemli bir diplomatik zemin oluşturması bekleniyor.
Zirve, ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik müzakerelerin tıkanmasının ardından gerçekleştirilecek. İran tarafı, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması karşılığında Washington yönetiminin daha önce üzerinde mutabakata varıldığı belirtilen çerçeve anlaşmadaki bazı maddelerin uygulanmasını talep ediyor. ABD Başkanı Donald Trump ise İran üzerindeki ekonomik baskının sürdürülmesi gerektiğini savunuyor. Bu tablo, İstanbul toplantısını yalnızca deniz güvenliği açısından değil, ABD-İran geriliminin diplomatik yollarla çözülmesi bakımından da kritik hale getiriyor.
Türkiye ve Almanya’nın başlattığı girişimin, Washington’a da dolaylı bir diplomatik mesaj niteliği taşıyabileceği değerlendiriliyor. Ankara, Hürmüz krizinin bölgesel ve küresel sonuçlarının azaltılması için diplomasi kanallarının açık tutulmasını savunurken, Berlin de boğazın yeniden güvenli şekilde uluslararası deniz trafiğine açılmasını Avrupa ekonomisi açısından hayati görüyor. Almanya daha önce Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının Avrupa ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekmişti. Ankara-Berlin hattında son aylarda güçlenen stratejik diyalog da bu girişimin dikkat çeken boyutlarından biri olarak öne çıkıyor.
İstanbul’daki görüşmelerin yalnızca Hürmüz Boğazı’yla sınırlı kalması beklenmiyor. Karadeniz’deki güvenlik durumu ve Ukrayna’nın tahıl ihracatı da gündem maddeleri arasında yer alacak. Ukrayna’dan tahıl sevkiyatının savaş nedeniyle sekteye uğraması, özellikle Türkiye, Pakistan ve Mısır açısından büyük önem taşıyor. Türkiye, Ukrayna buğdayının önemli işleyicileri arasında yer alırken, Pakistan ve Mısır da Ukrayna tahılı ile tahıl ürünlerinin önde gelen alıcıları konumunda.
Hürmüz Boğazı’ndaki krizin uzaması, enerji arzı başta olmak üzere küresel ticaret üzerinde baskı oluşturuyor. Boğazdaki gemi trafiğindeki belirgin düşüş, petrol ve diğer enerji ürünlerinin sevkiyatına dair kaygıları derinleştiriyor. Bu nedenle 30 Ağustos’ta İstanbul’da yapılacak toplantı, Türkiye-Almanya ilişkilerinin ötesinde, bölgesel güvenlik, enerji arz güvenliği ve küresel ticaret açısından kritik bir diplomatik girişim olarak değerlendiriliyor.
Yedi ülkenin dışişleri bakanlarını bir araya getirecek bu zirve, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılması ve deniz trafiğinin yeniden güvenli hale getirilmesi yönünde somut adımlar atılması için önemli bir fırsat sunuyor.