CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, Türkiye’nin demografik yapısı ve nüfus projeksiyonlarına ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Türkiye’nin hızla yaşlanan nüfusuna ve düşen doğurganlık oranlarına işaret eden Tekin, sorunun yalnızca bireysel tercihlerden değil; derin yoksulluk, gelecek kaygısı ve sosyal güvensizlikten kaynaklandığını vurguladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada mevcut eğilimin devam etmesi halinde Türkiye nüfusunun önümüzdeki onlarca yıl içinde ciddi oranda eriyeceğini belirten Gürsel Tekin, durumun sadece bir sayısal eksilme değil, ülkenin üretim gücü ve geleceği açısından kritik bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.
Nüfus politikalarının "daha çok çocuk yapın" söylemiyle yürütülemeyeceğini kaydeden Tekin, çocuk büyütmenin ağır maliyetleri, gençlerin gelecek kurma konusundaki çekinceleri ve derinleşen ekonomik krizin altını çizdi.
Gürsel Tekin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bugün yaklaşık 86 milyonluk bir nüfusa sahibiz. Ancak doğurganlık sorunu çözülmez ve mevcut eğilim böyle devam ederse, uzmanların projeksiyonlarına göre 2063 yılında nüfusumuzun 61–64 milyon bandına gerilemesi bekleniyor.
Bu, sadece 20 milyondan fazla insanın eksilmesi anlamına gelmiyor.
Daha az çocuk, daha az genç ve giderek yaşlanan bir Türkiye demek.
Bugün doğan çocukların sayısı, yarının çalışan nüfusunu, üretim gücünü ve toplumun geleceğini belirleyecek.
Nüfus azalması bir anda gerçekleşmez. Sessizce başlar, yıllar sonra etkisini gösterir.
Bugün önlem almazsak, 2063’te sadece daha az nüfusa değil, çok daha yaşlı bir Türkiye’ye uyanabiliriz.
Mesele sadece kaç kişi olduğumuz değil; nasıl bir Türkiye’de yaşayacağımızdır.
Peki, “Neden?” diye soranlar varsa, cevap sadece doğurganlık oranlarında değil.
Milyonlarca çocuğun ve gencin uyuşturucunun pençesine sürüklenmesi, kayıp çocuklar, suça bulaşan gençler, sosyal hayattan kopup evlere hapsolan çocuklar…
Ve belki de en önemlisi: derin yoksulluk.
Bunlara bir de düzensiz kentleşmeyi, güvensiz yaşam alanlarını, gelecek kaygısını ve çocuk büyütmenin aileler için giderek ağırlaşan maliyetini eklediğimizde ortaya ciddi bir tablo çıkıyor.
İnsanlar yalnızca “çocuk yapmak istemiyor” diye düşünmek kolay.
Asıl soru şu:
Gençler neden gelecek kurmak istemiyor? Aileler neden ikinci, üçüncü çocuğu düşünürken korkuyor?
Çünkü nüfus politikası sadece “daha çok çocuk yapın” demekle çözülemez.
Çocuğun güvende olduğu, gençlerin geleceğe umutla baktığı, ailelerin yoksulluk korkusu yaşamadan çocuk yetiştirebildiği bir ülke kurmadan doğurganlık sorununu çözmek mümkün değil.
Bugün mesele yalnızca nüfusun 86 milyondan 61–64 milyona düşmesi değil.
Mesele, o 61–64 milyonun nasıl bir Türkiye’de yaşayacağıdır."