CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, CHP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Saraç ile birlikte CHP Kadıköy İlçe Başkanlığı'nda gündeme sarsıcı damga vuran açıklamalarda bulundu. Partideki zenginleşme furyasını ve lümpenleşmeyi sert bir dille eleştiren Tekin, medya, iş dünyası ve siyaset sarmalındaki iddialarını gözler önüne serdi.
Parti içindeki zenginleşmenin yarattığı tehlikeye dikkat çeken Tekin, bu durumu şu sözlerle özetledi:
“Bir zenginleşme furyası başladı. Bu zenginleşme bir konfor yarattı, konfor lümpenliği yarattı ve lümpenlik yüzünden partimiz büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Partimizin hiçbir genel başkanının asla ve asla para ilişkileri olmamıştır. ‘Kimdi bu biraz önce 76 tane itirafçı dedikleriniz' diye aklınızda elbette bu soru vardır. Bunların hepsi bizim giden arkadaşlarımızın ortakları. Mesela Turgut Koç diye bir adam, eski Genel Başkan ve yöneticilerle 15 yıldır arkadaş. Vallahi ben de partide çokça üst düzey yönetimlerde görev yaptım. Yani belediyelerimize bir tane fakir fukaranın çocuğunu sokana kadar kırk takla atıyoruz. Bu vatandaş 46 belediyede iş almış. Kendisi itiraf ediyor, ben bunu söylemiyorum. Ve o belediyelerden almış olduğu işlerle delegelerin, milletvekillerinin... Ya milletvekili, Aziz İhsan Aktaş'ın arabasına biniyorsunuz, bir de caka atıyorsunuz utanmadan, rezil adamlar ya. CHP milletvekilleri Aziz İhsan Aktaş'ın arabasına biner mi?”
Siyasetçilerin ilişkilerini ve kurultay süreçlerindeki kirli pazarlıkları sorgulayan Tekin, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü:
“Koşuyolu’nda ofisi var, girmedik siyasetçi bırakmamış ofisine. Şimdi adama bağırıyorlar. Niye bağırıyorsunuz ya? Ofisine giden siz, araçlarına binen siz, rüşvet alan siz, bağıran da siz; butlancı olan da biz, öyle mi? Müteahhitleri ayarlıyorlar, müteahhitler delegeleri ayarlıyor, delegeler de kurultayı… Oh ne güzel! Mesela izlemiş olduğunuz televizyonda bu 76 tane itirafçının hiç ismini duydunuz mu? Niçin, neden? AKP'li Gülibrahimoğlu'nun uçağına binen CHP'li olabilir mi? Seçim dönemlerinde AKP'li Gülibrahimoğlu'ndan harçlık alan milletvekili olabilir mi? Utandığımızdan diyoruz ki, ‘Aman ha, ayrılık gayrılık olmasın’ diye hiç sesimiz çıkmadı. Hiç kusura bakmayın, bundan sonra hangi rezillik varsa yüzünüze yüzünüze vuracağız kardeşim.”
Belediyelerdeki kadrolaşma ve son gözaltılara da değinen Tekin, içeriden gelen "enfeksiyon" vurgusunu şu ifadelerle dile getirdi:
“Belediyelerde 16 kişi gözaltına alındı. Şimdi sormak lazım; kim bunlar, nasıl girmişler buralara? Hani bizim çocuklar gibi çöpçü, kapıcı olarak girmemişler; daire başkanları, müdürler, şunlar bunlar… Yani kısacası, elbette zaman zaman hepimiz yanlış yapmışızdır, hatalar işlemişizdir ama bir türlü biz gerçek CHP'liler bir arada duramadık. Sürekli yeni gelenler enfekte ettiler.”
Kadıköy geleneğinin önemine vurgu yapan ve parti içi dayanışmanın yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirten Tekin, çağrısını şu sözlerle tamamladı:
“Kadıköy geleneğinin Türkiye'ye hakim olması lazım. Dayanışmamızı güçlendirmemiz lazım. Üç sıkıntımız var, onun için çok açık söyleyeyim: Bir, bir kere birbirimizi sevmiyoruz. Niye sevmiyoruz belli değil. İki, birbirimizle dayanışmamız sıfır. Eskiden sorulurdu: ‘Çocuğun nasıl? Eşin nasıl?’ Böyle bir geleneğimiz vardı. Bunlardan kopmuşuz. Alışveriş yapardık arkadaşlarımızın mağazalarından. Ama kardeşim, üç kuruş kazanırsa bugün o üç harfli marketlerin tamamının bu duruma gelmesinin temel nedeni dayanışma. Bunları sağladığımız zaman her şeyin üstesinden geleceğiz. Çokça arkadaşımız şimdi geri dönüyor. Çünkü bir kısım televizyonların, bir kısım yayın organlarının yalanlarına tepki gösteren farklı arkadaşlarımız var; onlar da gelecek. Gidenlere en ufak bir şey söylemeyin, onlar bizim ailemizin birer parçasıdır. Ama yöneticilerinin hepsinin ne olduğunu biraz önce anlattım. Çıksınlar mesela bir tane televizyona, hangisini istiyorsanız, kimi çağırıyorsanız gelin, onların gözlerinin içine bakarak bugün söylediklerimin hepsini söyleyeyim. Niye çağırmıyorsunuz? Özgür medyasınız, hadi bekliyorum. Bekliyorum, çağırın. Büyük bir suç ortaklığı var; içinde medyası var, içinde iş dünyası var, içinde itirafçıları var; var oğlu var.”