CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, İstanbul İş Adamları Derneği’ni ziyaretinde siyasetin amacını net bir dille hatırlattı: Siyaset zenginleşme aracı değil, hizmet aracı olmalıdır.
Tekin, ziyarette esnafın ve üreticinin yaşadığı derin sıkıntılara dikkat çekerek, Türkiye’de esnafın birkaç farklı kategoriye ayrıldığını anlattı. Üreten esnafın son beş yılda büyük ızdıraplar çektiğini vurgulayan Tekin, ranttan beslenen büyük holdingler ile “imar çetesi” ve “beton lobisi” olarak nitelediği yapıların ise hiçbir sorun yaşamadığını söyledi. Sabahleyin dükkânını açan, işçi çalıştıran, sigortasını ve vergisini ödeyen binlerce esnafın sorunlarının ciddi boyutlara ulaştığını belirtti.
Ekonomik krizin etkisiyle İstanbul’da tersine göçün hız kazandığını anlatan Tekin, Anadolu’daki birçok ilde fabrikaların kapandığını, eskiden göç alan şehirlerin artık göç verdiğini ifade etti. Özellikle Esenyurt, Bağcılar, Küçükçekmece, Bahçelievler, Esenler, Sultanbeyli, Sultangazi ve Arnavutköy gibi semtlerden Batman, Ordu, Diyarbakır, Mardin, Tokat, Giresun, Van, Samsun, Erzurum gibi illere doğru bir hareketlilik yaşandığını kaydetti. Kirasını ödeyemeyen, markete borcunu kapatamayan vatandaşların çaresizce annelerinden babalarından kalan köy veya kasabalara döndüğünü belirtti.
Tekin, İstanbul’daki göç hareketlerini dört ayrı kategoriye ayırarak şöyle anlattı: Gürültüden rahatsız olan zenginlerin Ege’ye (Muğla, İzmir ve benzeri yerlere) gittiğini; orta sınıfın (memur, emekli kesimin) körfeze yöneldiğini; çaresiz kalanların köylerine döndüğünü; siyaset yoluyla zenginleşenlerin ise varlıklarını kamufle etmek için Kadıköy, Bakırköy, Yeşilköy ve Ortaköy gibi semtlere yerleştiğini söyledi. Bu son grubun, eski mahallelerinde komşuların “Allah Allah” demesini istemediği için bu bölgelere taşındığını vurguladı.
Gürsel Tekin’in açıklaması şu şekilde:
“Türkiye’de birkaç tip esnaf vardır. Bir, üretenler. Gerçekten üreten esnaflarımızın son 5 yıldır çok büyük ızdırapları var. Bir de hiç üretmeyen, ranttan beslenen büyük holdingler ve iş adamları var. Yani kısacası şöyle özetleyeyim: Sabahleyin dükkanını açan, işçi çalıştıran, sigortasını ödeyen, vergisini ödeyen binlerce esnafımızın sorunları ciddi bir boyutta. Bir de bir tip esnaf var ki benim ‘imar çetesi’, ‘beton lobisi’ dediğim bu yapıların hiçbir derdi yok.
Bugün Anadolu’da 40 ilimizin hiçbirinde baca tütmüyor. İyi kötü, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren çeşitli fabrikalar vardı. Mesela benim doğduğum, büyüdüğüm şehirde 4 tane fabrika vardı. Devlet kurmuştu. Tarım olduğu, hayvancılık olduğu için et fabrikası vardı. Ayakkabı fabrikası vardı. Birçok insanımız oralarda çalışıyordu.
Ve milyonlarca insan İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Şu anda İstanbul’da, sizin de çok yakından takip ettiğiniz İstanbul’da, binlerce insan tersine göçe tabi tutulur hale gelmiş. Çünkü kirasını ödeyememiş, markete borcunu ödeyememiş, çaresiz kalınca gidebilecek, sığınabilecek tek limanı var: Annesinden, babasından kalan köyü, kasabası. Şimdi bu tersine dönüş deyince bizim medyamız, siyasetçilerimiz bu işlerden hiç haberdar değiller. Yani farkında bile değiller. En çok talep nerede var şu anda, göç talebi nerede? Esenyurt, Bağcılar, Küçükçekmece, Bahçelievler, Esenler, Sultanbeyli, Sultangazi, Arnavutköy... Böyle uzuyor. Nereye gidiyor bu vatandaşlar? Gittikleri yerler neresi? Onu da söylüyorum: Batman, Ordu, Diyarbakır, Mardin, Tokat, Giresun, Van, Samsun, Erzurum ve benzeri.
Şimdi bunu niye anlatıyorum? Hepiniz iyi kötü siyaseti de yakından takip ettiğiniz için, 4 tane göç var. İstanbul’un gürültüsünden rahatsız olan zenginler Ege’ye gidiyor. Muğla, İzmir ve benzeri yerlere. İkinci bir göç var. Onlar, rahmetli Özal’ın hani orta sınıf dediği, memur, emekli falan. Bunlar körfeze gidiyorlar. Üçüncüsünü biraz önce anlattım: Çaresiz kalıp sadece sığınabileceği, annesinden babasından kalan eve gidiyorlar.
Bir de 4 dördüncü göç var. Bunu bir televizyonda da anlattığımda iktidara yakın bir gazeteci bana sordu. Dedi ki, ‘Bunlar nereye gidiyor?’ ‘Bunlar da köye gidiyorlar’ dedim. ‘Hangi köylere gidiyorlar?’ Kadıköy’e, Bakırköy’e, Yeşilköy’e, Ortaköy’e gidiyorlar. Şimdi kim bunlar? Siyasette zenginleşenler. Bunlar o parti, bu parti diye ayırmıyor. Sadece yapmanız gereken, oturduğunuz bölgede son 40 yıl önce aynı mahallede, aynı cemaate, aynı camiye gittiğiniz insanların nasıl sizden koptuğunu göreceksiniz. Koptular. Yok, göremezsiniz. ve dün buradaydınız. Nereye gittiniz kardeşim? İşte o köylere gittiler. Kadıköy’lere, Bakırköy’lere, Yeşilköy’lere, Ortaköy’lere... Neden? Çünkü o varlığı kamufle etmek istiyor. Bağcılar’da, Bahçelievler’de görünür halde oldu. Komşu da görecek, ‘Allah Allah’ diyecek.
Siyaset bir zenginleşme aracı değildir. İşte Sayın Kılıçdaroğlu’nun ‘arınalım’ dediği cümlenin en önemli, sihirli tarafı budur. Siyaset bir hizmet alanıdır kardeşim. Hizmet edeceksiniz, milletinize, vatandaşınıza iyi şeyler yapacaksınız. Nasıl ki dünyanın çeşitli ülkelerinde bu çerçevede hizmet ediliyorsa siyaseti bir zenginleşme aracı olmaktan çıkarmadığımız sürece bizim yoksulluktan kurtulmamızın imkanı yok.
İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi olarak bunun öncüsü olacağız.”
Tekin, partisinin bu anlayışı değiştirmede öncü olacağını vurgulayarak ziyaretini tamamladı.