Türkiye'nin orman varlığı ve ekolojik dengesi, yeni altyapı, enerji veya yerleşim kararlarıyla sık sık gündeme gelmeye devam ediyor. Son yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye genelinde geniş bir ormanlık alanın statüsü değiştirilerek orman sınırları dışına çıkarılması, muhalefetin ve çevre aktivistlerinin tepkisini çekti.
Düzenlemeye ilişkin sert bir eleştiri sunan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, konunun kamuoyundan gizlenen boyutlarına ve ekolojik yıkım tehlikesine dikkat çekti. Alınan kararların bilimsel, hukuki ve çevresel dayanaklarının açıklanmadığını vurgulayan Sarıbal, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"11787 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 27 ilde yaklaşık 4 bin 300 hektar, yani 43 milyon metrekare alan orman sınırları dışına çıkarıldı. Bu alanın büyük bölümü Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunuyor.
6831 sayılı Orman Kanunu’na eklenen Ek-16 düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 2018’den bu yana orman rejimi dışına çıkarılan alan ise son kararla birlikte yaklaşık 9 bin 600 hektara ulaştı.
Bu kararların hangi bilimsel, hukuki ve ekolojik gerekçelerle alındığı açıklanmıyor. Hangi alanların, hangi amaçlarla orman sınırları dışına çıkarıldığı; karşılığında tahsis edilmesi gereken yeni orman alanlarının nerede bulunduğu kamuoyuyla paylaşılmıyor.
Soruyoruz: 43 milyon metrekare orman alanının karşılığı olan en az 8 bin 600 hektarlık yeni alan nerede?
Yüzlerce yılda oluşmuş bir ormanı ortadan kaldırıp başka bir yere fidan dikerek aynı ekosistemi kuramazsınız. Orman yalnızca ağaç topluluğu değildir; mikroorganizmaların, yaban hayatının, su kaynaklarının, toprağın, iklimin ve bütün canlıların yaşam alanıdır.
Keçiyi, köylüyü ve çobanı ormandan çıkardılar; müteahhitleri, madencileri, GES ve HES projelerini ormana soktular. Ormanlarımızın konut, turizm, madencilik ve enerji projeleri uğruna parçalanmasına izin veremeyiz.
Orman yoksa hayat yoktur.
Orman yoksa su yoktur.
Orman yoksa yaşam yoktur.
Orman, su, toprak yaşamdır."
Sarıbal’ın bu açıklaması, Ek-16 düzenlemesiyle eksilen doğa alanlarının geleceği ve yasal yükümlülük gereği yerine ikame edilmesi gereken yeni orman arazilerinin akıbeti hususundaki soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.