Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, Orta Doğu'daki bölgesel çatışmaların ve küresel petrol piyasalarındaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisine olası etkilerine dikkat çeken kritik bir açıklamada bulundu. Artan enerji maliyetlerinin başta tarım ve nakliye olmak üzere tüm üretim süreçlerini doğrudan tetiklediğini belirten Canpolat, olası fiyat şoklarına karşı hükümetin acilen somut tedbirler alması gerektiğini vurguladı.
Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmede akaryakıt fiyatlarının yalnızca bireysel tüketimle sınırlı kalmadığını, doğrudan gıda enflasyonuna ve üretim maliyetlerine yansıdığını ifade eden Canpolat, tarladan rafa uzanan zincirde yaşanabilecek risklere işaret etti.
Cemal Canpolat, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"İran savaşı uzadıkça tehlike yalnızca akaryakıt istasyonundaki tabelada büyümüyor.
Mazot fiyatındaki her artış; tarladaki traktörün maliyetine, kamyonun taşıma giderine, sanayicinin üretim maliyetine ve market rafındaki fiyatlara yansıyor.
Çünkü mazot yalnızca bir yakıt değil; Türkiye ekonomisinin üretim ve taşıma damarlarından biridir.
Bugün dünyada petrol ve özellikle dizel piyasasında arz baskısı büyüyor. Küresel stokların zayıflaması ve bölgesel çatışmaların enerji akışlarını bozması, önümüzdeki dönemde yeni fiyat şokları riskini artırıyor.
Türkiye ise enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak bu riski daha ağır hissedebilir.
Bu nedenle kriz kapıya geldikten sonra önlem almak yerine bugünden hazırlık yapılmalıdır.
Öncelikle:
Çiftçimizin mazot maliyetini düşürecek hedefli destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Nakliyeci, kamyoncu, otobüsçü ve ticari araç sahipleri için geçici ve doğrudan yakıt destekleri devreye alınmalıdır.
Sanayicinin enerji maliyetindeki artışın üretimi ve istihdamı durdurmaması için finansman ve enerji destekleri sağlanmalıdır.
Akaryakıt üzerindeki vergi yükünün, olağanüstü fiyat artışları döneminde tüketici ve üretici üzerindeki etkisi yeniden değerlendirilmelidir.
Stratejik petrol ve rafine ürün stokları güçlendirilmeli, tedarik kaynakları çeşitlendirilmelidir.
Komşu ülkelerle enerji diplomasisi güçlendirilmeli; Türkiye'nin jeostratejik konumu enerji arz güvenliği için ekonomik avantaja dönüştürülmelidir.
Dar gelirli yurttaşın ulaşım ve temel gıda maliyetlerini hafifletecek sosyal destekler artırılmalıdır.
Çünkü mesele sadece “mazot kaç lira?” meselesi değildir.
Mesele;
Çiftçi üretebilecek mi?
Kamyoncu taşıyabilecek mi?
Sanayici üretimini sürdürebilecek mi?
Esnaf ayakta kalabilecek mi?
Vatandaş sofrasını kurabilecek mi?
Enerji krizinin faturasını yalnızca vatandaşa kesen bir anlayış sürdürülemez.
Türkiye bugünden tedbir almalı; üreticiyi, emekçiyi, sanayiciyi, taşımacıyı ve dar gelirliyi yeni enerji şoklarına karşı korumalıdır.
Çünkü enerji güvenliği aynı zamanda gıda güvenliği, üretim güvenliği ve ekonomik bağımsızlıktır."
Canpolat'ın mesajı, özellikle dış şoklara karşı yerli üreticinin ve dar gelirli kesimin koruma altına alınması gerekliliğini bir kez daha gündeme taşıdı.