2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlaması vesilesiyle Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanlıkları Türkiye’nin 81 ilinde eş zamanlı olarak ortak bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Ankara’daki açıklamayı Milli Eğitim Bakanlığı binası önünde okuyan CHP Ankara İl Sekreteri Nurullah Esat Ünsal, eğitim sisteminde yaşanan sorunlara dikkat çekerek CHP iktidarındaki çözüm vaatlerini sıraladı.
Ünsal, toplantıda yaptığı konuşmada eşitlikçi eğitim vurgusu yaparak şu ifadeleri kullandı:
“Eşitlikçi eğitim anlayışını yeniden ayağa kaldıracağız. Hiçbir veliyi ve hiçbir çocuğu geride bırakmayacağız. Velileri çocuklarımızın yanında mahcup duruma düşürmeyeceğiz. Okul öncesi eğitim de ayrı bir ayrımcılığa dönüştü. CHP iktidarında her çocuğa ücretsiz, nitelikli ve tam gün eğitim sözü veriyoruz.”
24 Yıllık Eğitim Verileri ve İki Büyük Tahribat
2026-2027 eğitim dönemi başlarken 24 yıllık AK Parti iktidarının Türk Milli Eğitim Sistemi üzerindeki etkilerini somut verilerle açıklayan Ünsal, eğitimde iki temel yıkım yaşandığını savundu:
* Kamusal eğitimden piyasa eğitimine geçiş (özelleştirme)
* Bilimsel ve laik eğitimden ideolojik eğitime geçiş
Kamusal eğitimin nasıl zayıflatıldığını sayılarla ortaya koyan Ünsal, şu detayları paylaştı:
* Okul Sayıları: 2002 yılında 41 bin olan devlet okulu sayısı 2025'te 56 bin 400’e (yüzde 37 artış) yükselirken; aynı dönemde özel okul sayısı 2 bin 400’den 14 bin 700’e (yüzde 513 artış) ulaştı.
* Öğrenci Sayıları: 2002’de devlet okullarında okuyan öğrenci sayısı 13 milyon 600 bin iken 2025’te 15 milyon 400 bine çıktı (yüzde 12 artış). Özel okullardaki öğrenci sayısı artış oranı ise yüzde 560 olarak gerçekleşti.
“Veliler Özel Okulu Tercih Etmiyor, Buna Zorlanıyor”
Bu tablonun, eğitimin odağını özel sektöre kaydırdığını belirten Ünsal, ailelerin ekonomik güçlerine göre nitelikli eğitime erişebildiğine işaret etti. Açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:
“Bu tablo bize sadece kamu okullarının zayıflatılıp özel okulların güçlendiğini söylemiyor; eğitim sisteminin ağırlık merkezinin artık özel okullardan yana değişmiş olduğunu söylemiyor. Yani nitelikli eğitim, giderek ailenin ekonomik gücüne bağımlı hâle geliyor. Buradan çıkarılması gereken sonuç, velilerin çocuklarını özel okula göndermek istediği değildir. Asıl gerçek şudur: Veliler özel okulu tercih etmiyor; çocuklarının nitelikli bir eğitim alabilmesi, geleceğinin güvende olması için özel okula yönelmek zorunda bırakılıyor. Yani veliler özel okulu değil, çocuklarının geleceğini satın almaya zorlanıyor ve bu kaygı devreye sokuluyor: 'Çocuğum iyi bir eğitim alabilecek mi? Sınavda geri kalacak mı?' Böylece kaygı büyüyor; eğitim hakkı, giderek bir eğitim harcaması haline geliyor.”
“MESEM Gibi Çocukları Sömüren Yapıları Ortadan kaldıracağız”
Kamusal eğitimin yeniden inşa edileceğini ve sosyal devlet ilkelerinin yürürlüğe konacağını aktaran Ünsal, iktidar hedeflerini şöyle detaylandırdı:
“Velileri çocuklarımızın yanında mahcup duruma düşürmeyeceğiz. Okul öncesi eğitim de ayrı bir ayrımcılığa dönüştü. CHP iktidarında her çocuğa ücretsiz, nitelikli ve tam gün eğitim sözü veriyoruz. Okul öncesi, ilkokul ve ortaokulda okuyan tüm öğrencilerimiz için bir öğün ücretsiz, sağlıklı ve nitelikli okul yemeği verilebildiğini iktidarımızda hep birlikte göreceğiz. Son 24 yılda kapatılan köy okulu sayısı 24 bini geçti. CHP olarak köy okullarını yeniden açacak; tüm teknolojik altyapıyı tesis ederek yerinde eğitimi yeniden başlatacağız. Mesleki ve teknik eğitim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin ülkenin kalkınması için en fazla önem verdiği konuların başında gelir. Mesleki ve teknik eğitimi güçlendirecek; MESEM gibi çocukları sömüren yapıları da ortadan kaldıracağız.”
“Çocuklarımızın etrafında koruyucu bir ekip oluşturacağız. Çocukları uyuşturucu belasından, ekran bağımlılığından, şiddetten, akran zorbalığından ve dijital tehditlerle karşılaşma riskinden yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil; güçlü rehberlik, psikolojik danışmanlık ve erken müdahale mekanizmalarıyla ele alacağız. LGS ve YKS'nin tüm eğitim sistemini yönetmesine artık son vereceğiz. Üniversitelerimiz bilim üreten özgür mekanlara dönüşecek. Üniversite gençlerinin barınma, beslenme ve özgürce eğitim görme olanaklarını yeniden sağlayacağız.”
Özel eğitim alanındaki harcamalara da değinen Ünsal, son 4 yıl içerisinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine toplam 111 milyar lira aktarıldığını belirterek: "2025 verileriyle bu parayla bin 224 okul yapabilecekken yapmadık, yapamadık. Neden? Çünkü devleti; okul ve kurum inşa eden değil, giderek özel sektörün faturasını ödeyen bir yapıya dönüştürmek istiyorlar. Özel gereksinimli evlatlarımızın eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerini ücretsiz ve nitelikli bir şekilde almasını mutlaka sağlayacağız" eleştirisinde bulundu.
“Mülakatı ve Ücretli Öğretmenliği Kaldıracağız”
Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını yeniden kazandıracaklarını bildiren Nurullah Esat Ünsal, kadro ve atama politikalarına dair şunları kaydetti:
“Biz öğretmeni yeniden öğretmen yapacağız. Ücretli öğretmenliği ve mülakatı kaldıracağız. Öğretmen yetiştiren sistemi sağlıklı hâle getirecek, usta öğreticilerimizin çalışma koşullarını güvence altına alacağız. Tüm eğitim kadrolarına eğitim-öğretim yılı başında bir maaş karşılığı eğitime hazırlık ödeneği vereceğiz.”
“Maarif Modeli Özgür Düşünceyi Hedef Alıyor”
Konuşmasının son bölümünde mevcut müfredat politikalarını ("Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli") ve eğitim vizyonunu değerlendiren Ünsal, açıklamalarını şu sözlerle tamamladı:
“AKP'nin eğitimde yarattığı birinci tahribat, kamusal eğitimden piyasa eğitimine geçmek, yani özelleştirmekti. İkinci büyük tahribat ise laik ve bilimsel eğitimden ideolojik eğitime geçiş çabasıdır. Herkes çok iyi biliyor ki evrensel, bilimsel ve demokratik eğitim; çocuğa ne düşüneceğini dikte eden değil, nasıl düşüneceğini öğreten eğitimdir. İyi eğitim, çocuğun zihnini doldurmak değil; çocuğun zihnini özgürleştirmektir.”
“Biz eğitim-öğretim faaliyetlerinin pedagojik yeterliliği ve kamusal denetimi olmayan aktörlere bırakılmasına asla izin vermeyeceğiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitimdeki beklentisini cisimleştiren 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' nesiller yetiştirmek temel hedefimiz olacaktır. Bunların 'Maarif Modeli'nde ise 'aklıselim, kalbiselim, zevkiselim' nesiller yetiştirme hedefi denmektedir. Çocuğu hürriyet ve özgürleşme gibi özlerden arındırıyorlar; böylece yeni nesillerin pasif ve evcil olması amaçlanıyor. Her çocuğun kendi aklıyla, kendi vicdanıyla ve kendi özgür iradesiyle nasıl bir insan olabileceğinin önünü açacağız. Özgür düşünen; bilimden yana, laik, demokratik ve eşit yurttaşlar yetiştiren bir 'Kamusal Eğitim Cumhuriyeti' için eğitim anlayışını yeniden kuracağız.”