Cumhuriyet Halk Partisi Dış Politika Kurulu, küresel ve bölgesel gelişmelere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yayımladı. ABD ara seçimlerinin ardından şekillenen yeni siyasi dengelerden Doğu Akdeniz’deki gerilimlere, Karadeniz güvenliğinden Kıbrıs meselesine kadar 6 ana başlıkta toplanan açıklamada, Türkiye’nin izleyeceği dış politika adımlarına dair kritik mesajlar ve uyarılar yer aldı.
Kurul tarafından yapılan yazılı açıklamada, özellikle Montrö Sözleşmesi’nin tavizsiz uygulanması, Yunanistan'ın deniz yetki alanlarındaki tek taraflı girişimleri ve Avrupa Birliği ile Filistin Yönetimi’nin Kıbrıs politikalarına yönelik net bir tutum ortaya konuldu.
CHP Dış Politika Kurulu'nun konuya ilişkin açıklamasının tam metni şu şekilde:
CHP Dış Politika Kurulu
Güncel Değerlendirmeler
1. ABD Seçimleri. Amerika’da 3 Kasım 2026 tarihinde gerçekleşen ara seçimlerin ardından ortaya çıkan yeni siyasi dengeler, ilişkilerin uzun vadeli stratejik bir perspektifle değerlendirilmesini gerektiren şartlar yaratmıştır. Bu bağlamda Basra Körfezi, Doğu Akdeniz, NATO, Rusya-Ukrayna çatışmalarının yeni yol haritalarıyla Türkiye’nin karşısına çıkabileceği kuvvetle muhtemeldir. Bu çerçevede yeni politikalar geliştirilmelidir.
2. İsrail. İsrail seçimlerinin ardından kurulacak yeni hükümetin, Netanyahu yönetiminin uzun yıllar boyu yol açtığı bölgesel istikrarsızlığı ortadan kaldıracak normalleşme adımlarını hayata geçirmesini umuyoruz.
3. Karadeniz. Karadeniz’de deniz güvenliğini sağlayacak adımların, Ukrayna-Rusya Savaşının tekrar genişletilmesini ve İttifakın savaşa dahil edilmesini engelleyecek tedbirlerle birlikte düşünülmesi gerektiği anlayışını muhafaza ediyoruz. Montrö Sözleşmesi’nin 19. Maddesinin uygulanmasında en ufak bir tereddüt gösterilmemelidir.
4. Yunanistan. Yunanistan’ın GSI Deniz Elektrik Kablosu konusunda Savunma Bakanı açıklamaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Ege’de Deniz Parkları ve Mekânsal Planlama emrivakilerinden sonra şimdi de GSI kablosu üzerinden uluslararası kuralların tanınmaması kolaycılığı barış ve istikrarın korunması adına terk edilmelidir.
5. Kıbrıs. Kıbrıs konusunda Avrupa Birliği’nin herhangi bir rolü bulunmamaktadır. Kıbrıs’a ilişkin Kurucu ve Garantör Anlaşmalara taraf olmadığı halde AB ilgililerinin, KKTC-GKRY ilişkilerini, düzenlemeye kalkmaları, yasa dışı üyeliğe kabul ettikleri Rum yönetimi yanlısı davranışları ve Rum yönetimi gözlüğüyle Türkiye’ye ayar verme çabaları hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu tutumlardan bir an evvel vazgeçilmesi, Türkiye ile ilişkilerin normalleştirilmesi açısından isabetli olacaktır.
6. Filistin Yönetimi Güney Kıbrıs Ziyareti. Türkiye’nin tarihi misyonuna uygun olarak, haklı Filistin davasına ve iki devletli çözüme verdiği destek ve sağladığı katkılar temel olarak insani odaklı olmakla birlikte Filistin Yönetiminin Kıbrıs’ın güneyindeki suni devleti ziyaret edip 52 yıldır bağımsız yaşayan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne ve doğal haklarına duyarsız kalması, karşılıklılık kapsamında konuya ilişkin politikaların gözden geçirilmesini düşündürmektedir.