CHP Dış Politika Kurulu'ndan S-400 ve Küresel Kriz Uyarısı: Envanterde Kalması Hayati!

CHP Dış Politika Kurulu, dünyadaki sıcak çatışma alanlarından milli savunma stratejilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan kritik bir değerlendirme yayımladı.

CHP Dış Politika Kurulu'ndan S-400 ve Küresel Kriz Uyarısı: Envanterde Kalması Hayati!

Küresel ölçekte askeri ve diplomatik dengelerin hızla sarsıldığı bir dönemde CHP Dış Politika Kurulu, dünyadaki sıcak çatışma alanlarından milli savunma stratejilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan kritik bir değerlendirme  yayımladı.

Kurul tarafından yapılan analizde; Orta Doğu'daki çatışmaların nükleer boyuta evrilme tehlikesi, Karadeniz ve Baltıklar'daki güvenlik riskleri, Irak ile ilişkiler ve Ege'deki çelişkili adımlar detaylıca ele alınırken, Türkiye'nin hava sahası güvenliği ve savunma tedariklerine ilişkin stratejik bir duruş sergilendi. Metinde özellikle S-400 sistemlerinin muhafaza edilmesi gerektiği ve F-35 projesine geri dönmenin pratik açıdan imkânsızlığı vurgulandı.

Dış Politika Kurulu tarafından kamuoyuyla paylaşılan değerlendirme açıklamasının tam metni şu şekilde:

Dış Politika Kurulu Güncel Değerlendirmeleri

1. Jeopolitik Belirsizlikler/Üçüncü Dünya Savaşı: Güvenlik politikalarının endişe verici bir gelişim içerisinde olduğu izlenmektedir: İran-ABD/İsrail Savaşının konvansiyonel eşikten nükleer aşamaya kadar genişlemesiyle diğer kutupların bu çatışmaya katılması; Babülmendep Kızıl Deniz kilitlenmesi diplomatik uzlaşı dışlanarak, kara harekatı ve diğer ülkelerin müdahalesiyle genişlemesi; Ukrayna-Rusya çatışmasının tırmanarak komşu ülkelere ve NATO ittifakına yayılması; Baltık Bölgesi ve Kaliningrad’ın çeşitli sahte bayrak operasyonlarıyla silahlı çatışma içine sürüklenmesi ihtimal dışı görülmemektedir. Bir yeni uluslararası düzen oluşuncaya kadar meydana gelecek kaos ortamına göre değişik boyutlarda düşünsel hazırlık içinde olunması zamanı gelmiş görülmektedir.

2. Rusya-Ukrayna/Karadeniz Güvenliği: Savaşın hızlanarak sahada elde edilecek başarılara bağlı olmaksızın bir an önce görüşmeler yoluyla bir güvenlik anlaşmasına ulaşmasının ve İttifakın hiçbir şekilde bu savaşa taraf olmamasının sağlanması; Karadeniz’de Türk deniz ticaret filolarının ve denizcilerinin güvenliklerinin öncelenmesi için gereken adımların proaktif olarak atılması kritik önemdedir.

3. Mekke Anlaşması/Genişlemesi/Suudi-Husi Çatışması: İran’ın bu anlaşmayla ilgili destekleyici açıklamaları memnuniyetle karşılanmaktadır. Mısır’ın başlangıcından itibaren anlaşmada bulunması beklentisi sürerken, bu ülkenin 8 Eylül’de Üçlü El-Alamein Deklarasyonu) ve 23 Eylül’deki savunma bakanları müşterek bildirisi (Mısır-Yunanistan-Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) dikkatle izlenmelidir. Henüz yürürlüğe girmemiş ve müzakeresi tamamlanmamış Mekke Anlaşma Taslağının toprak bütünlüğünü de ilgilendirmeyen Suudi-Husi uzlaşmazlığını çözümleme kapasitesi bulunmadığı dikkate alınarak, sorunun diplomatik araçlarla çözümüne özen gösterilmesi ve sahte bayrak operasyonlarıyla yaratılmış suni gündemlerin devlet aklı öne çıkarılarak istikrar bozucu hatalardan kaçınılması yararlı görülmektedir.

4. Basra Körfezi: ABD-İran çatışmasının önerilen 7 günlük ateşkes ve devamındaki müzakerelerle çözülebileceği ümidi korunmaktadır.

5. Baltık Bölgesi ve Kaliningrad Hassasiyetleri: İttifak içindeki caydırıcı faaliyetlere iştirak ederken NATO’nun bu konudaki muhtemel aşırılıklarının önlenmesi Türkiye’nin çıkarlarının ve Rusya ilişkilerinin zedelenmemesi için gerekli görülmektedir.

6. Irak: ABD’nin Irak’tan çekilmesi ve Irak’ın egemenlik/toprak bütünlüğünün tekrar kazanılması gelişmeleri olumlu bulunmuş ve bu ülkedeki yatırım iklimini iyileştirici olarak değerlendirilmiştir. Başika’daki Türk askeri varlığının Irak’tan kaynaklanan askeri tehdidin azaltılmasına bağlı olarak kademeli geri çekilmesi desteklenmektedir. Diğer savaşçıların ve Haşdi Şabi unsurlarının silahsızlandırılması bu beklentiyi güçlendirecektir. Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı anlaşmazlığının sulh yoluyla çözülmesi beklenirken hattın kapasitesinin 750 bin mbd çıkması, Irak Kalkınma Yolu (FAW) ve diğer işbirliği alanlarının geliştirilmesine destek sağlayacaktır.

7. Yunanistan: Bir yandan Türkiye ile güven artırıcı önlemler faaliyetlerine katılırken diğer yandan Ege’de resen deniz parkları ilanı, mekânsal planlama (IOC), adaların silahlanması, zeminsiz deniz yetki alanları iddialarında bulunması; Kıbrıs’ta 52 yıldır devam eden barış ve istikrar dönemini zedeleyici şekilde GKRY’nin cesaretlendirilmesi ve Türkiye aleyhine ittifaklar kurmak uğraşında bulunulmasının çelişkili olduğu gözlenmektedir. İkili ilişkilerin bu durumu dikkate alarak düzenlenmesi uygun olacaktır.

8. Türkiye’nin Hava Sahasının Korunması: Süregelen Ukrayna, İran, İsrail, Suudi-Husi çatışmalarının açıkça gösterdiği gibi, ulusal toprakların üzerindeki hava sahası her zamankinden daha fazla hava savunma sistemleriyle korunması ihtiyacı bulunmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye envanterindeki en etkili hava savunma sistemi hala S-400’ler olmaya devam etmektedir. F-35 veya başka bir gerekçeyle bu sistemlerin elden çıkarılması Türk hava sahasında telafisi mümkün olmayan boşluklar yaratacak ve Türkiye’ye hasmane veya tehdit olmak yolundaki devletleri cesaretlendirecektir. Bu düşüncenin bir daha gündeme getirilmemek üzere ortadan kaldırılmasında hayati çıkar görülmektedir. F-35’in performansı, Türkiye’nin proje dışı bırakılmasından sonra geçen süre içerisinde son derece düşmüş ve kullanımı diğer ülkeler için kısıtlanmıştır. Türkiye bu ihtiyacını KAAN milli uçak ve Eurofighter tedarikleriyle programlamış olup F-35’in tekrar envantere girebilmesi pratik sebeplerle de mümkün görülmemektedir.

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.