Cumhuriyet Halk Partisi Dış Politika Kurulu, bölgede artan askeri ve siyasi gerilimlere dikkat çeken kapsamlı bir güncel değerlendirme metni yayımladı. Kurulun resmi sosyal medya hesabından paylaşılan bildiride; Karadeniz'deki seyrüsefer güvenliğinden Basra ve Aden Körfezleri'ndeki diplomatik temaslara, Kıbrıs meselesindeki statü talebinden bölgesel barış adımlarına kadar üç kritik başlığa vurgu yapıldı.
Açıklamada özellikle Karadeniz’de Türk sahipli veya Türk bayraklı ticari gemilere yönelik saldırıların kaygıyla takip edildiği belirtilirken, Montrö Sözleşmesi’nin sağladığı hukuki çerçevenin altı çizildi. Ayrıca Yemen ve Basra Körfezi'ndeki normalleşme adımlarına destek verilirken, Kıbrıs konusunda ise "iki devletli çözüm" iradesinin uluslararası arenada kararlılıkla durulması gerektiği ifade edildi.
CHP Dış Politika Kurulu tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekildedir:
Dış Politika Kurulu
Güncel Değerlendirmeler:
1. Karadeniz Güvenliği. Karadeniz'de savaş dışı tutulması gereken Türk bayraklı ve/veya sahipli ticari gemilere gittikçe artan saldırıları kaygıyla izliyor, BM genel Kurulu sonrasında bu konuda Ukrayna nezdindeki girişimleri destekliyoruz. Montrö Sözleşmesi uyarınca Karadeniz’de güvenliğin kıyıdaş devletler sorumluluğunda oluştuğu bilinmektedir. Bu noktadan hareketle, süregelen savaşta taraf devletlerin, Karadeniz’de deniz savaşı bölgelerini sınırlamalarını ve bunu ilan etmelerini (Deniz Kısıtlı Saha) bekliyoruz. Bunun dışındaki deniz alanlarında ticari trafiğe savaşanlarca müdahale edilmemesi ve ticaret gemilerinin bayrak devletleri kontrolünde savaş dışı bölgelerden geçecek şekilde trafik rotalarına yönlendirilmesi, Türkiye’nin bu savaşa çekilmesi (ardından da savaşın NATO ittifakına yayılması) gayretlerini sonuçsuz bırakacak tedbirlerden öncelikli olanlardandır. Türkiye’nin bunu diplomatik araçlarla sağlayacak gücü ve iradesi olduğuna inanıyoruz. Olaylar daha fazla tırmanmadan deniz işletmecilerimizin (rotalama, bayrak devleti koruması, savaş sigorta primleri uygulamaları) ve ülkemizin gerekli önlemleri (ilgili devletler nezdindeki girişimler de dahil) almasının ivedilik taşıdığını değerlendiriyoruz.
2. Basra ve Aden Körfezleri. Kuzey-Güney Yemen arasındaki farklılıkların bir an önce giderilmesi arzumuzdur. Bu konuda Sana-Aden yönetimleri arasında sürdürülen yapıcı müzakereleri desteklemekteyiz. Konunun tarihsel karmaşıklığı ve küresel ekonomiye yükleri de dikkate alınarak, Suudi Arabistan ve Kuzey Yemen arasındaki çatışmalı gelişmelerin normalleşmesine diplomatik olarak destekte bulunulmalıdır. Mekke Anlaşma Taslağının Aden ve Basra körfezinde çatışan tarafların herhangi birisine karşı düzenlenmediğini duymaktan memnunuz. Bu iradenin devamını destekliyoruz.
3. Kıbrıs. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bu hafta dile getirildiği gibi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin, bağımsız bir devlet olarak egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsü tescil edilmeden Güney Kıbrıs’la ortak bir müzakeresi olamayacağı bir kere daha Türkiye tarafından ilgili taraflara (Yunanistan, İngiltere, BM Gen. Sek. vd.) güçlü bir iradeyle beyan edilmelidir. Bu meyanda, Kıbrıs’ta iki devletli çözüm dışında bir seçenek olmadığına dair tereddütlere mahal bırakılmamalıdır.