Gazeteci Can Ataklı, YouTube kanalında yaptığı yayında, siyaset kulislerinde konuşulan "Yeni Parti"ye geçiş süreci ve "butlan" tartışmaları üzerine sert açıklamalarda bulundu. Kendisine yönelik ağır ithamlarda bulunan "Yeni Parti" taraftarlarına ve bu konudaki fanatik yaklaşımlara ateş püsküren Ataklı, gösterilen tepkileri "linç kültürü" olarak nitelendirerek, "beyinler ahmak" ifadesini kullandı.
“Yeni Parti Konusunda Kontrolünü Kaybeden Bir Kesim Var”
Yayınında, özellikle siyasi pozisyonlanma ve "Yeni Parti" meselesi üzerinden muhalif kesim içinde oluşan öfkeli ve kontrolsüz bir gruba dikkat çeken Ataklı, bu kesimin kendi düşüncesinde olmayan herkesi kolayca yaftaladığını belirtti. Ataklı, şu sözlerle tepkisini dile getirdi:
“Yeni Parti'ye geçme ve bu butlan olayından kendini kaybeden kontrolsüz, öfkeli bir kesim var; herkesi hain, herkesi Erdoğan'ın adamı ilan ediyorlar.”
“Bana da 'AK Partili' Diyorlar, Bu Tam Bir Utanç Vesikası”
Ataklı, bu linç kültürünün bir parçası olarak kendisinin de haksız ve utanç verici suçlamalara maruz kaldığını ifade etti. Yıllardır sürdürdüğü muhalif duruşuna rağmen, söz konusu grubun onu "AK Partili" olmakla suçlamasını şiddetle reddeden deneyimli gazeteci, bu durumu şu çarpıcı cümlelerle anlattı:
“Bana da 'AK Partili bu!' diyorlar, utanç verici bir şey ama beyinler ahmak olunca öyle oluyor.”
“Bu Bahaneyle Hain Diyen Herkes Ahmaktır, Aptaldır!”
Konuşmasının sonunda tepkisini en sert noktaya taşıyan Can Ataklı, "Yeni Parti" veya "butlan" meselesini bahane ederek farklı düşünenleri hedef gösteren, yaftalayan ve "hain" ilan eden herkese doğrudan hakaret içeren bir çıkış yaptı. Bu tür davranışların akıl ve mantıkla açıklanamayacağını vurgulayan Ataklı, sözlerini şöyle noktaladı:
“Aynen söylüyorum, hiç kimse kızmasın: Bu butlan meselesini bahane edip ona buna 'hain', 'O AK Partili', 'Erdoğan'ın adamı', 'AK Parti'ye çalışıyor' diyen herkes ahmaktır, aptaldır, geri zekalıdır! Gerçeği görelim artık.”
Can Ataklı'nın bu açıklamaları, muhalif seçmenler arasında siyasi eleştiri sınırlarının ve hoşgörünün ne olması gerektiği üzerine yeni bir tartışma başlattı.