Gazeteci-yazar Atila Sertel, sosyal medya hesabından yayımladığı yazıda, işçi ailesinin çocuğu olarak yaşadığı zorlukları anlatarak Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne duyduğu vefayı dile getirdi.
Sertel, “Ben bir işçi çocuğuyum. Annem de işçiydi, babam da. Yoksulluğu, emeği ve alın terini daha çocuk yaşta tanıdım” diyerek başladığı yazısında, çocukluğunun Eskişehir’in dere sokaklarında, gençliğinin ise Tepebaşı’nda geçtiğini belirtti. Babasını 16 yaşında kaybettiğini, üç kardeşin öksüz kaldığını ve o dönemde hem acıyı hem de sorumluluğu omuzladığını anlattı. Gündüz çalışıp akşam lisesine devam ederek liseyi tamamladığını vurgulayan Sertel, “Yoruldum, zorlandım, zaman zaman umutsuzluğa kapıldım; ama vazgeçmedim” ifadelerini kullandı.
Atila Sertel'in kaleme aldığı yazısı şöyle:
BİR İŞÇİ ÇOCUĞUNUN CUMHURİYET’E VEFASI
Ben bir işçi çocuğuyum.
Annem de işçiydi, babam da. Yoksulluğu, emeği ve alın terini daha çocuk yaşta tanıdım. Çocukluğum Eskişehir’in dere sokaklarında ve gençliğim Tepebaşı’nda geçti. Hayatımız kolay değildi; ama annemin ve babamın emeği, bize onurlu bir yaşamın ne demek olduğunu öğretti.
Babamı kaybettiğimde henüz 16 yaşındaydım. Üç kardeş öksüz kaldık. O yaşta hem babasızlığın acısını yaşadım hem de hayatın sorumluluğunu omuzladım.
Gündüz lisesindeki kaydımı akşam lisesine taşıdım. Gündüz çalıştım, akşam okudum.
Yoruldum, zorlandım, zaman zaman umutsuzluğa kapıldım; ama vazgeçmedim.
Liseyi çalışarak bitirdim.
Hayalim gazeteci olmaktı. Bu hayalin peşinden İzmir’e geldim ve Ege Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksekokulu’nun kapısından girdim.
Bir işçi çocuğu için bu kapıdan içeri girmek, yalnızca bir üniversiteye adım atmak değildi. Bu, yoksulluğun ve imkansızlıkların karşısına umutla çıkmaktı.
Eğer bir işçi çocuğu olarak okuyabildiysem, gazetecilik mesleğine ulaşabildiysem ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milletvekilliği yapabildiysem, bunu Cumhuriyet’in açtığı yola borçluyum.
Cumhuriyet, benim gibi çocuklara yalnızca eğitim hakkı vermedi; hayal kurma, çalışma ve hak ettiğine ulaşma cesareti de verdi.
Annemin ve babamın alın teriyle büyüyen bir çocuğun önüne, Cumhuriyet sayesinde yeni ufuklar açıldı.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne de çok şey borçluyum.
2015 yılında ön seçim yapıldı. Partimizin üyeleri sandığa gitti ve oylarıyla beni milletvekili adayı seçti. Ardından halkımızın desteğiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdim. O gün duyduğum gururu, bana duyulan güveni ve omuzlarıma yüklenen sorumluluğu ömrüm boyunca unutmayacağım.
Meclis kürsüsünde yemin ederken yaşamım bir film şeridi gibi gözlerimin önünden aktı, geçti.
Bir yoksul çocuk hedefine ulaşmıştı.
Beni o yola çıkaran, yalnızca bir siyasi tercih değildi. O yolun içinde annemin ve babamın emeği, çocukluğumun zorlukları, gençliğimin mücadelesi ve bana inanan insanların umudu vardı.
Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi’ni seviyorum.
Atatürk’ün bizlere emanet ettiği Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne gönülden, saygıyla ve vefayla sahip çıkıyorum, çıkacağım.
Benim için bu bağlılığın içinde emek var, mücadele var, anılar var ve büyük bir vefa duygusu var.
Annemin ve babamın nasırlı elleri, çalışarak okuduğum yıllar, gazetecilik hayalim ve halkımızın bana duyduğu güven, bugün attığım her adımda benimle birlikte yürüyor.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ilelebet yaşaması için çalışacağım. Cumhuriyet’in bir işçi çocuğuna açtığı yolun, bugün hayal kuran ve geleceğini kendi emeğiyle kurmak isteyen bütün çocuklara açık kalması için mücadele edeceğim.
Çünkü Cumhuriyet’e sahip çıkmak, yalnızca geçmişimize sahip çıkmak değildir. Çocuklarımızın eğitim hakkına, özgürlüğüne, umuduna ve geleceğine sahip çıkmaktır.
İnsanlarımızı Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında buluşmaya davet ediyorum.
Gelin, emeğin, adaletin ve Cumhuriyet’in değerlerini birlikte yaşatalım.
Atatürk’ün emanetini korumak, bize bırakılan en büyük sorumluluktur. Ben bir işçi çocuğu olarak bu emanete, hayatım boyunca vefa ve kararlılıkla sahip çıkacağım.
KAYNAK LİNK: https://x.com/AtillaSertell/status/2106261004963193153