AK Parti'nin Eskileri Özgür Özel'e Akıl Verdi: CHP'den Kurtul!

AK Parti'nin eski ve gözden düşmüş kadroları, Nuray Babacan’ın yazısında Özgür Özel’in Yeni Partisi’nin ivme kazanabileceğini, ekonomi programının kritik olacağını ve Erdoğan’ın “Milli Görüş gömleğini çıkardım” sözüne benzer tavır sergilemesi gerektiğini belirtti.

AK Parti'nin Eskileri Özgür Özel'e Akıl Verdi: CHP'den Kurtul!

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin eski ve gözden düşmüş kadroları, Özgür Özel liderliğinde kurulan ve ana muhalefet konumuna gelen Yeni Parti hakkında görüşlerini paylaştı. Bu yorumlar, gazeteci Nuray Babacan’ın Nefes gazetesindeki köşe yazısında aktarıldı. Babacan’ın yazısı, AK Parti’nin eskilerinden olan bazı isimlerin hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşımına hem de Yeni Parti’nin önündeki sürece dair değerlendirmelerini içeriyor. AK Parti'nin eski ve gözden düşmüş bu isimleri, Yeni Parti’nin engellere rağmen ivme kazanmaya devam edeceğini belirtiyor. Seçime yaklaşık bir buçuk yıl kaldığını hatırlatarak, bu sürecin nasıl yönetileceğinin ve atılacak adımların kritik olduğunu vurguluyorlar. 2002 yılında kendilerinin “dipten gelen dalgayı” yakaladıklarını anımsatan isimler, benzer bir durumun bugün Özgür Özel ve ekibi için de geçerli olabileceğini düşünüyor. O dönemde sistemin kendilerine müsaade ettiğini, şimdi ise Erdoğan’ın buna izin verip vermeyeceğinin belirleyici olacağını ifade ediyorlar.

Partinin başarı şansının “gerçekten yeni” bir çizgi izlemesine bağlı olduğu görüşü öne çıkıyor. CHP tabanıyla sınırlı kalınmaması ve seçmen yelpazesinin genişletilmesi gerektiği belirtiliyor. AK Parti’nin kuruluş döneminden örnek veren siyasetçiler, “İlk yola çıktığımızda Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedi. Bu diğer seçmenin dikkatini çekmek için kullanılmış bir söz. Özel ve ekibinin de benzer bir tavır sergilemesi gerekir” diyor. Milli Görüş çizgisinde ısrar edilseydi oy oranlarının yüzde 20 civarında kalacağını, iktidarı getiren unsurun daha geniş bir seçmen kitlesi olduğunu hatırlatıyorlar. Özgür Özel’in de aynı sınavla karşı karşıya olduğu; ya CHP’nin yüzde 25’lik tabanı içinde kalacağı ya da yüzde 45’lik bir hedefe yönelebileceği ifade ediliyor.

Yeni Parti için en kritik alanın ekonomi programı olacağına dikkat çekiliyor. Halkın şu anda en çok etkilendiği konunun ekonomik kriz olduğu vurgulanarak, partinin kimlerle çalışacağı, halka hangi projeleri sunacağı ve nasıl bir ekonomik program ortaya koyacağının büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Partinin önce kurumsal formasyonunu netleştirmesi, ardından başta ekonomi olmak üzere tüm alanlarda çözüm önerilerini açık ve net biçimde ortaya koyması gerektiği söyleniyor.

Siyasette olumlu konuşmaktan daha önemli olanın negatif algı oluşmasını engellemek olduğu ifade ediliyor. Partinin kendisiyle ilgili olumsuz algıları ve olası hataları önleyebilirse kazanma şansının artacağı düşünülüyor. Seçmenin tepkisini sessiz ve derinden verdiği, ancak son sözü sandıkta söyleyeceği hatırlatılıyor. 12 Eylül 1980 darbesi sonrasındaki seçimlerde askerin işaret ettiği Necdet Calp’ın partisi yerine seçmenin Turgut Özal’ı güçlü biçimde iktidara taşıdığı örnek gösterilerek, seçmen reflekslerinin küçümsenmemesi gerektiği vurgulanıyor. Seçmenin tercihlerini ortadan kaldırmaya yönelik tuzakların sert tepkilere yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yönetim anlayışına dair de yorumlar yer alıyor. AK Parti'nin eski ve gözden düşmüş  isimlerine göre Erdoğan’ın zihninde Azerbaycan tarzı bir model bulunuyor; muhalefetin şeklen var olması, ancak her seçimi kendisinin veya istediği isimlerin kazanması arzusu taşıdığı ileri sürülüyor. Dünya konjonktürünün de bu yaklaşıma hizmet ettiği, uluslararası tepkinin sınırlı kalması halinde daha ileri adımlar atılabileceği belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’nin Azerbaycan’dan farklı olduğu, eksik de olsa demokrasi deneyimi bulunduğu ve totaliter bir geçmişten çıkmış Azerbaycan modeliyle birebir örtüşmediği hatırlatılıyor.

Son olarak, iki yıl önce Kemal Kılıçdaroğlu ile Recep Tayyip Erdoğan’ın ortak hareket edeceği öngörüsünün inanılmaz bulunacağı, bugünkü sürecin de benzer şekilde öngörülemez olduğu belirtiliyor. Bu nedenle tehlikeli bir dönemden geçildiği, sandık ve seçmenin öneminin altının çizilmesi, siyasetçilerin demokrasiye sahip çıkması gerektiği ifade ediliyor.

Nuray Babacan’ın yazısındaki açıklamalar  Babacan’ın köşe yazısında, AK Parti'nin eskilerinin görüşleri şu şekilde aktarılıyor:

"Yeni Parti engellere rağmen ivme kazanmaya devam edecektir. Seçime 1,5 yıl var. Bu süreci nasıl yönetecekleri önemli. Atmaları gereken önemli adımlar var.  

2002’de biz, dipten gelen dalgayı yakalamıştık. Şimdi aynı durum, Özgür Özel ve ekibi için söz konusu olabilir. Sıkıntılarımız olsa da sistem bize müsaade etmişti. Şimdi Erdoğan buna izin verecek mi, önemli olan o.  

Yeni Parti gerçekten yeni olursa, sonuç alır. CHP tabanıyla sınırlı kalmamalı. Yelpazenin genişletilmesi gerekir.  

İlk yola çıktığımızda Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedi. Bu diğer seçmenin dikkatini çekmek için kullanılmış bir söz. Özel ve ekibinin de benzer bir tavır sergilemesi gerekir.  

Milli Görüş’te ısrar etseydik, oyumuz yüzde 20’ydi. Bizi iktidar yapan diğer seçmen kitlesiydi. Özgür Özel aynı sınavda. Ya CHP’nin yüzde 25’inin içinde kalacaklar ya da 45’i zorlayacaklar.  

Yeni Parti için en önemli sınav, ekonomi programlarında olacak. Halkı şu anda en çok yoran konu ekonomik kriz. Bu konuda kimlerle çalışacakları, halka proje olarak ne önerecekleri, nasıl bir ekonomik programlarının olacağı çok önemli.  

Partinin önce formasyonunu belirlemesi, ardından parti programının başta ekonomi olmak üzere her alandaki sorunlar için çözümlerini ortaya koyması ve net olması gerekir.  

Unutmamak gerekir, siyasette pozitif veya olumlu konuşulmaktan çok daha önemli olan negatif konuşulmamaktır. Kendisiyle ilgili oluşacak negatif algının ve olası hataların önüne geçerlerse, kazanırlar.  

Seçmen tepkisini göstermiyor. Sessiz ve derinden gidiyor. Ama son sözü onlar söyleyecek. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yapılan seçimleri herkes hatırlıyor.  

Asker, Necdet Calp’ın partisini işaret etti, seçmen Turgut Özal’ı güçlü bir şekilde iktidara taşıdı. O nedenle seçmenin reflekslerini küçümsememek lazım. Onların tercihlerini ortadan kaldıracak tuzaklar kurulursa, tepkileri sert olabilir.  

Erdoğan’ın kafasında Azerbaycan gibi bir yönetim anlayışı var. ‘Muhalefet şeklen olsun, her seçimi ben veya benim istediğim kişiler kazansın’ istiyor. Dünya konjonktürü de ona hizmet ediyor. Uluslararası tepki oluşmadığını gördükçe daha ileri gidecektir.  

Unutulan bir şey var. Azerbaycan totaliter bir rejimden sonra bağımsız oldu. Demokrasiyi hiç yaşamadılar. Türkiye eksik de olsa demokrasinin ne olduğunu biliyor. Azerbaycan’a benzemez.  

İki yıl önce birileri size ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile Tayyip Erdoğan ortak hareket edecek’ deseydi inanır mıydınız? Bugünleri kimse öngöremezdi. O yüzden tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Sandık ve seçmen çok önemli. Siyasilerin kendilerine hatırlatmaları ve demokrasiye sahip çıkmaları gerekiyor."

Bu değerlendirmeler, AK Parti'nin eski ve gözden düşmüş isimlerinden gelen gözlemler olarak, Yeni Parti’nin hem fırsat hem de zorluklarla dolu bir süreçle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.