ABD haber sitesi AXİOS'un aktardığı bilgilere göre, ABD’nin arabuluculuğunda yürüyen Suriye-İsrail güvenlik görüşmeleri tıkanmış durumda. Bu süreçte Washington, Orta Doğu’da İran’ı sınırlandırmayı ve bölgesel normalleşmeyi hedefleyen daha geniş bir savaş sonrası strateji hazırlıyor.
Trump yönetimi, İran’ın etkisini azaltmak ve İsrail’in komşularıyla ilişkilerini güçlendirmek amacıyla kapsamlı bir plan üzerinde çalışıyor. Axios’un 4 Eylül tarihli haberine dayanan bilgilere göre stratejinin ana hatları şunlar: ABD müttefikleri arasında İran karşıtı bir bölgesel ittifak kurmak, 7 Ekim 2023 saldırılarının çözülmemiş sonuçlarını ele almak ve İbrahim Anlaşmaları çerçevesinde İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşmeyi genişletmek. Suriye ile İsrail arasında olası bir güvenlik anlaşması da bu planın önemli parçalarından biri olarak görülüyor.
Ancak görüşmeler henüz somut bir sonuca ulaşmış değil. İsrailli yetkililer, özellikle güney Suriye’deki “tampon bölge” konusunda uzlaşmaya yanaşmıyor. İsrail medyasına yansıyan açıklamalarda üst düzey bir yetkili, bu bölgeden çekilmeyi gerektiren herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini vurguladı. İsrail, söz konusu alanı kritik bir güvenlik unsuru olarak görüyor. Suriye tarafı ise egemenliğini yeniden tesis etmek ve İsrail’in askeri faaliyetlerini sınırlandırmak istiyor. Bu temel uyuşmazlık, müzakerelerin ilerlemesini engelliyor.
İletişim kanalları tamamen kapanmış değil. İsrailli kaynaklar, güney Suriye’deki güvenlik düzenlemeleri konusunda farklı seviyelerde temasların sürdüğünü belirtiyor. Bu durum, sürecin tamamen çöktüğünden ziyade geçici olarak tıkandığını ve ABD arabuluculuğunun hâlâ etkili olabileceğini gösteriyor.
Türkiye boyutu da tartışmalara ayrı bir katman ekliyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Suriye’de Türk askeri üslerinin kurulmasını “kırmızı çizgi” olarak nitelendirdi ve buna karşı olduklarını yineledi. Saar, diplomatik çözümleri tercih ettiklerini ve Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemediklerini söylese de, 18 Ağustos’ta İdlib’in kuzey kırsalındaki Ebu Zuhur Havalimanı’na düzenlenen İsrail hava saldırısı bu hassasiyeti gözler önüne serdi. İsrail, bölgenin Türk güçleri için üs haline getirilebileceğini iddia ederken Suriyeli yetkililer böyle bir planın olmadığını açıkladı.
Şam açısından olası bir güvenlik anlaşması yalnızca sınır güvenliğini değil, İsrail’in mevcut işgalini ve toprak ihlallerini de etkileyebilir. Başarılı bir mutabakat, gerilimi yönetecek yeni mekanizmalar yaratma potansiyeli taşıyor. Washington ise bu konuyu daha geniş bölgesel planına bağlayarak birçok inisiyatifi bir araya getirmeye çalışıyor. Kaynaklardan biri süreci “henüz pişmemiş bir yemek”e benzetirken, stratejinin tamamlanmasının birkaç hafta daha sürebileceği belirtiliyor. Beyaz Saray ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.
Sonuç olarak, Suriye-İsrail görüşmelerinin kaderi, Washington’ın savaş sonrası stratejisinin sahada ne kadar somutlaşabileceğinin önemli bir sınavı haline gelebilir. Güvenlik kaygılarını dengelemek ve bölgesel istikrarsızlığı derinleştirecek adımlardan kaçınmak, ilerleme için kritik görünüyor.